Yalanla Yaşamak

Çoğumuz bir yalanla yaşıyoruz, hatta bu yalanlara o kadar kaptırmışız ki kendimizi; yalanlar hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda… İş hayatında da bu yalanlar yakamızı bırakmıyor maalesef, çoğu zaman bir üst makama yaranmak için “çok çalışıyorum” pozlarında dolaşırken, bir süre sonra bu yalana kendimizi o kadar inandırıyoruz ki, yorgunluktan bitap bir halde dolaşıyoruz. “Her şeyi ben mi yapacağım kardeşim, bu iş yerinde tek işe yarar insan ben miyim?” diye diye ortada dolaşmaktan, başta göze girmek için uydurduğumuz bu yalana kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki, biz mi yalan söylüyoruz, yalan mı bizi kandırıyor bilemiyoruz.
“Çok çalışıyorum, benden iyisi yok” yalanlarına kendileri de inanan, gözlerinin altı hafiften morarmış, ortalıkta hiçbir işe yaramadan deli danalar gibi dolaşan insanlar görmekten bıktım. Sorduğunuzda somut hiçbir şey sunamayan bu insanlar, yalanlarına o kadar inanmışlar ki kendilerini işkolik sanıp, akıllarını sadece bu yalan doğrultusunda çalıştırırken bir gün iş yerinin merdiveninde yorgunluktan düşüp bayılacaklar adeta.
Sadece iş hayatında değil, hayatımızın her alanında bir yalana sımsıkı sarılıp hem kendimizi hem de çevremizdekileri inandırmak için türlü türlü hikayeler uyduruyoruz. Zihin dediğimiz şey çok ilginç bir olgu, her an bize oyunlar oynamak için hazır bekliyor. Sizin sırf başkalarını inandırmak için üstlendiğiniz rollere bir anda kendinizi kaptırıvermeniz an meselesi. Sonra ardı arkası kesilmeyen başka başka yalanlara inanıp, hayatınızı bir yalan üzerine kurmanız da işten değil.
Aslına bakarsanız en alt kademeden en üst kademeye kadar hepimiz bir yalanı yaşıyor ve yaşatmak için de çaba harcıyoruz. Koskoca dünya devi Amerika, tüm dünyayı saran kriz için kafa patlatıp, planlar yaparken; zaten ekonomisi iyi olmayan Türkiye’nin başbakanı krizin bizi teğet geçtiğini söyleyip, rahatlatıcı iki laf ediyor; halkımız da bu yalana inanıyor. Sonra iş yerleri kapanıyor, açık kalanlar sinek avlayıp siftah bile yapamadan akşamı ediyorlar; her geçen gün işsiz sayısı artıyor; dolar tavan yapıyor; ama hala bizim ülkemizde “kriz yok” yalanının pençesinde gerçeği görmemek için kıvranıp duruyoruz.
Aslında doğru, bizde kriz falan yok; zaten çok çalışan, göz altları çalışmaktan morarmış bürokratlarımız varken, krizin bizi etkilediğini düşünmek de saçma olur değil mi? Hatta bu aralar o kadar çok çalışıyorlar ki, özellikle de krizin zararlarından bizi korumak adına her gün bir meydanda gırtlaklarını parçalarcasına konuşmalar yapıp; kapı kapı dolaşıp buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi dağıtıyorlar… Sakın bunu seçim yatırımı olarak düşünmeyin, günahlarını almış olursunuz(!)
Ha, bu arada bu yardımların yapıldığı evlere elektrik vermeyi unutmuş olabilirler bu yoğun çalışma temposunda, olsun. Nasıl olsa bir gün elektrikleri olur onların da, hatta evlerinde suyu olmayan köylüler kovalarla su taşıyıp çamaşır makinesinin içine doldurup yıkarlar, ne var ki bunda?
Popularity: 10% [?]
Etiketler : amerika, başbakan, devlet, hükümet, iş hayatı, kriz, mali kriz, sadaka, seçim, yalan, yalanla yaşamak, yardım, zihin

































codeluu
" 6 Mart 2009, Cuma "
aslında ben bu yardımlara çok kızıyorum, millet yan gelip yatıo, sonra da işsizlik diye bağırıyolar, işsizlik var tamam ama çalışmak istemeyen insan da bi o kadar fazla.. İlerleyen günleri hiç de umutlu görmüyorum ya hadi hayırlısı…