ZUZU | pozitifpc editör blogu
pozitifpc editör blogu

Yalancı Tanıklar Kahvesi

zuzu bu yazıyı " 11 Nisan 2009, Cumartesi" tarihinde yazmış. | Popularity: 8% [?]

Geleceğin bilinmezliğinde hayatımızı sürdürürken bir kitap geçmişe götürür, düşündürür; bazen isyana, bazen de içinizde küçük kıpırdanmalara sebep olur.

Yalancı Tanıklar Kahvesi, Vedat Türkali’nin son kitabı… Bir Gün Tek Başına, Güven, Mavi Karanlık, Tek Kişilik Ölüm, Kayıp Romanlar derken yine içime bazen hafif esintiler, bazen de kara kara bulutlar dolmasına neden olan bir kitap…

Kitabın çıktığını öğrendiğim andan itibaren içimde bir kıpırdanma oldu, hemen alıp elimdeki kitabı da hiç düşünmeden bir kenara fırlatıp başladım okumaya (kenara attığım kitaba haksızlık ettiğimi düşünenler olabilir, vakit geçirmek ve boş kalmamak adına okuduğum, Amerikan filmi tadında bir kitaptı. Elbette onu da yarım bırakmayacağım). İsmine aldanıp da geçmişe dair yalancı tanık gibi görmeyin kitabı. Dönemin olaylarını birebir yansıtması, tekrar o günlere dair düşünmemize neden olan, adeta gerçek bir tanık.

Bittiğine üzüldüğüm, hatta ikinci kez okumak istediğim nadir kitaplardan biri “Yalancı Tanıklar Kahvesi”. Geceleri beni uykusuz bırakan, ancak son 50 sayfayı okurken ağırdan alıp bitmemesi için oyalandığım bu roman için ne yazsam boş ve yavan olacak. Basma kalıp sözlerle, “çok güzel bir roman, alın okuyun diyerek” anlatmaya çalışırsam belki Vedat Türkali’ye haksızlık etmiş olacağım.

Amacım bir eleştirmen edasıyla roman hakkında ciddi bir makale yazmak değil. Yakın geçmişimize ilgi duyanların alıp bir an evvel kitabı okumasını sağlamak. Çok beğendim çok sevdim, siz de bir an evvel okuyun cinsinden basit sözler söylemek de istiyorum aslında.

Kitap henüz yeni olduğu için içeriğinden de çok fazla bahsetmek istemiyorum ki yanlış bilgilendirme ve ön yargı oluşmasın diye. Ama çok genel anlamda konusundan bahsedebilirim.

27 Mayıs’tan 12 Eylül’e uzanan, Ankara’da başlayıp, bir ara İstanbul’a uğradıktan sonra Antalya’da sahilde bir köyde sona eren yolculuk, aşkla yoğrulmuş, iç konuşmalarla bezenmiş, kâh dönemin acıtan olaylarını, kâh cehaletin sinir bozucu yanlarını anlatıyor. Her zamanki gibi yazar bu yolculukta sizin için de bir bilet almış ve onunla seyahat etmenize olanak sağlıyor. Nedim Hoca’nın eşsiz bilgileriyle şaşırıyor, romanın kahramanı Muhsin’in kendiyle olan kavgalarını kendinizle özdeşleştiriyorsunuz.

Dedim ya sevgi, aşk, nefret, isyan, hayal kırıklığı, yenilgi velhasıl insana dair her duyguyu barındırıyor. Kendimi sorgulamama, bazen bir paragrafı ya da bir sayfayı okuduktan sonra kapatıp okuduklarım hakkında düşünmeme, bazen de adı geçen bir kitap, olay ya da bir kişi ile ilgili araştırma yapmama neden oldu.

Özetle bana çok şey kattı, okuyan herkesin de beğeneceğini umduğum; uzun yıllar okunacağına inandığım bir roman. Umarım okuyanlar da burada yorumlarını esirgemezler…

Popularity: 8% [?]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!

Etiketler : , , , , , , , , , , , , ,
“Yalancı Tanıklar Kahvesi” yazısı için 4 yorum yapılmış.
Avatar
nuran

Vedat Türkali’nin esşiz romanı “Bir gün Tek Başına”‘yı üniversite yıllarımda okumuş,günlerce romanın bende bıraktığı etkiyi taşımıştım üzerimde.Geceleri uykusuz kalarak elimden bırakamadığım “Yalancı Tanıklar Kahvesi” adlı son romanını da üniversite yıllarını çok gerilerde bırakmış bir zamanda okumuş olmakla beklemediğim bir geçmişe yolculuk kervanına bende katıldım sanırım.Romanın,neredeyse tümünü anımsadığım Ankara’da geçen mekanları,yaşanan ilişkiler,içinizde unuttuğunuzu sandığınız nice yoğunlukları yeniden açacak kadar (hatta bir sabah işe giderken kendinizi ağlıyor bulacak kadar) sahici bir dil ve anlatımla kaleme alınmış.Özellikle,yöresel dili vermesindeki başarısı kendimi bir anda o Akdeniz kasabasındaki insanların yanında hissetmeme neden oldu. Bence romanın gizli kahramanı Remziye Diizee’nin anneliğinde dünyadaki tüm şefkat duyguları gelip birleşmişti sanki.
Vedat Türkali’nin, romanında, solculuğu işlerken sloganist ve ajitatif bir dilden uzak durması aynı zamanda roman kahramanlarını konuştururken verdiği mesajı “daha derin okuma,daha çok düşünme”, beğendiğim bir diğer yanı oldu.
Kitap bittiğinde,dönüp dönüp bazı yerlerini tekrar okudum.
90 yaşındaki ustamıza buradan sevgilerimi yeniden sunuyorum…


Avatar
zuzu

Nuran,
Senin hissettiklerinin tümünü ben de hissettim ve biliyorum ki okuyan birçok kişi aynı duygulara kapılmıştır.
Bu son romanı büyük bir heyecanla bekliyordum; çıkınca çok sevindim; ancak şimdi içimde buruk bir sevinç var. Çünkü gerçekten Vedat Türkali’nin son romanı olmasından korkuyorum…


Avatar
nuran

Sanırım öyle olacak Zuzu,üzülerek söylüyorum elbette.90 yaşında giderayak bize yeni bir hediye vermeyi unutmadı üstadımız..Onu içtiğimizdeki o esrik tat, romanında Muhsin’e söylettirdiği “unutmamak”, bize haykırdığı çığlığı idi. O unutmadı hiçbirşeyi ve bize geçmişi anımsatarak yaşattığı ne ise, ona sarılmak sanırım sahici bir yolda yürümemize yardımcı olacak…


Avatar
ilkin erkorkut

Sevgili Zuzu,

Yazında katıldığım noktalar olmasına rağmen Vedat TÜRKALİ’ nin son romanını olan Yalancı Tanıklar Kahvesini bu kadar yüceltmeni yadırgadığımı söylemek istiyorum. Vedat TÜRKALİ’ nin yazmış olduğu tüm eserlerini okudum(şiirlerini, denemelerini, romanlarını). Fakat son kitapları arasında Güven dışında ne Kayp Romanlarda ne de Yalancı Tanıklar Kahvesinde daha önce okumuş olduğum Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık ve Yeşilçam Dedikleri Türkiye adlı romanlarından almış olduğum tadı alamadım. Özellikle Birgün Tek Başına için yukarıdaki gibi bir yazı yazılsa sonuna kadar katılabileceğimi belirtmek isterim.

Ayrıca Nuran hanımın Vedat TÜRKALİ’ nin sanırım son kitabı olacak tarzından bir giriş cümlesi yazmasını da uygun bulmadığımı belirtmek istiyorum. Bu yazara yapılmış en büyük haksızlıktır. Bu yazıyı Vedat TÜRKALİ okusa neler hissederdi bunu düşündünüz mü merak ediyorum doğrusu. Belki de yeni kitabının hazırlıkları içindeyse.




zorunlu



zorunlu - asla yayımlanmaz


Mesajınız :

TEM Otoyolunda Seyr ü Sefer I…

TEM Otoyolunda Seyr ü Sefer II http://tinyurl.com/c69a4g

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
TEM Otoyolunda Seyr ü Sefer I…Önceki yazı

Yalancı Tanıklar Kahvesi htt…

Yalancı Tanıklar Kahvesi http://zuzu.pozitifpc.com/

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
Yalancı Tanıklar Kahvesi htt…Sonraki yazı

Tavsiye Siteler
İstatistikler...
My Google Pagerank
Sitede
Fatal error: Call to undefined function statpress_print() in /home6/pozitfpc/public_html/pozitifpc/zuzu/wp-content/themes/cellar-heat/sidebar.php on line 33