ZUZU | pozitifpc editör blogu
pozitifpc editör blogu

Uykudan Önce

zuzu bu yazıyı " 23 Aralık 2008, Salı" tarihinde yazmış. | Popularity: 6% [?]

Bazen ne yazacağımı bilemesem de sayfalarca yazmak istiyorum. Saçmalasam da yazmak, boş da olsa yazmak…  Sayfalarca yazmak, içi boş cümlelerle sırf yazmış olmak, yazma ihtiyacını gidermek; okuyana hiçbir şey vermese de yazmak… Galiba yazmak bir tutku oluyor bir süre sonra.

Çoğu zaman bu düşüncelerle yazmış olduğum yazıları son anda siliyorum.  Ama bugün her şeye rağmen yazmak istedim; temasız, konusuz belki de içeriksiz bir yazı yazmak. Belki bu sayede rahatlamak, bütün günün stresini üzerimden atmak istedim. Okunup okunmaması da bugün çok umrumda değil, yazılan yorumların iyi ya da kötü olması da. Ellerim klavye üzerinde gidip gelmeli sadece, harfler kendi başına herekete geçip beni yormadan cümleler oluşturmalı; düz, sade, gösterişsiz cümleler…

Bazı insanlar için okumak neyse, yazmak da o, hatta çoğu zaman antidepresan görevi görüyor yazmak. Kendi kendine konuşmanın, iç hesaplaşmalar yapmanın başka bir yolu.  Aynaya bakıp konuşmak yerine yazmak, kendine deli dedirtmek yerine “ne güzel yazmış” ya da “saçmalamış” dedirtmek… Yıllarca “bir Olric’im var mı?” diye düşündüm, bir ismi olması gerekmiyordu elbet, ancak dertleştiğim, bana arkadaşlık eden, adı Ahmet, Ayşe, Olric ya da hiçbir şey olan… Var mıydı sahiden? Sonra buldum, sanırım benim de Olric’im var… Yazmak, Olric’in Tutunamayanlar’daki görevini benim için üstlenmiş soyut bir kavram. Belki ona bir isim bile bulabilirim, ama şimdi değil. Ayaküstü bulunmuş bir isim, benim yol arkadaşıma yakışmaz, ona kattığım anlamları karşılamaz, belki de isimsiz olur.

ic-hesaplasma

Bu yazı diğerleri gibi direkt silinmeyecek, bunu biliyorum. Yazdığım iç hesaplaşma yazıları genelde bir kağıt parçasına veya masaüstündeki bir klasörün içindeki bir belgeye yazıldığı için tek bir hareketle yok olup, bazen PC’deki bazen de masamın hemen yanındaki çöp kutusunu kolayca boylayabiliyor. Bugün öyle olmayacak, çünkü geri dönüp okumadan direkt yayınlayacağım. Sonra pişman olsam da yayından kaldırmayacağım. Öylece kalacak.Okuduğum zaman diyeceğim ki, o gece bunları düşünmüştüm, o gece saçmalamıştım. Yorgunluğumun ve uykusuzluğumun sözcükleri bunlar. Yani benim, bütün gün yaşadıklarımın soyut kavramları, hiçbir şey anlatmayan, uykudan önceki sütüm. Yatağa girmeden önceki diş fırçalama seramonim sadece. Uyumak için saymaya çalıştığım, çitlerden atlarken hep düşen, bir taraflarını yaralayan koyunlarım. Çocukluğumun “uykudan önce” programı.

Şimdi uyuma zamanı, gözlerimi kapadığımda bugün koyunlara zarar gelmesin diye saymaya çalışmayacağım onları, bu gece onlar da rahat edecek ben de. Olric’im, sözcüklerim, yatmadan önce içmediğim sütüm koyunlarımı rahat bırakacak.

Popularity: 6% [?]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!

Etiketler : , , , , , , , , , ,
“Uykudan Önce” yazısı için 2 yorum yapılmış.
Avatar
Gazanya

Sanırım, ruh halinin bir resmini koymuşsun yazıya :) Sana tavsiyem, eve saat 11 den önce gelme. 11′e kadar da yorucu işler yap. Mesela ben işten sonra kursa geçiyom.

Eve geldin mi hiçbir şey düşünemiyon. Ruh hali felan kalmıyor zaten , Ruh hali kalmadığı için kötü de olamıyor :)

Yazı akıcılık bakımından, anlatım bakımından güzel olmuş.


Avatar
kisarp

peki ya uyuyamaktan korkuyorsak gecenin en karlık anından o karalığın bizi yutucağından neyse inanılmaz bir yazı




zorunlu



zorunlu - asla yayımlanmaz


Mesajınız :

Eskilerimi Özledim

Eskilerimi özledim bugün. Eski oyuncaklarımı, eski kitaplarımı, eski elbiselerimi… Kuzenimin nasılsa uzar(!) diye kestiği, fakat hiçbir zaman uzamayan çirkin saçlı bebeğimi, annemin düşerim diye gönül rahatlığıyla sokakta binmeme izin vermediği, ince uzun balkonda bir ileri bir geri gidip geldiğim üç tekerlekli bisikletimi.
Karpuz kollu, yavruağzı renkli bir elbise şimdi gözlerimin önünde, bayramlığım, en büyük sevincim… Sabah [...]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
Eskilerimi ÖzledimÖnceki yazı

Çok Derinlerde

Başını ellerinin arasına sıkıştırmış, kendi çığlıklarını duymamak için çırpınan insanın tek sığındığı yine kendi iç sesi değil midir? Çoğu zaman bu iç sese kulak vermek acı verse de, doğruları tek söyleyendir. Gemisinin fırtınada olduğunu anlatan, uçurumun kenarına geldiğini söyleyen hep bu iç sestir. Ruhumuz iç sesimizi bize duyurmak için yaşamımız boyunca çaba harcar, bedenimizle meşgul [...]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
Çok DerinlerdeSonraki yazı

Tavsiye Siteler
İstatistikler...
My Google Pagerank
Sitede
Fatal error: Call to undefined function statpress_print() in /home6/pozitfpc/public_html/pozitifpc/zuzu/wp-content/themes/cellar-heat/sidebar.php on line 33