Uykudan Önce

Bazen ne yazacağımı bilemesem de sayfalarca yazmak istiyorum. Saçmalasam da yazmak, boÅŸ da olsa yazmak… Sayfalarca yazmak, içi boÅŸ cümlelerle sırf yazmış olmak, yazma ihtiyacını gidermek; okuyana hiçbir ÅŸey vermese de yazmak… Galiba yazmak bir tutku oluyor bir süre sonra.
ÇoÄŸu zaman bu düşüncelerle yazmış olduÄŸum yazıları son anda siliyorum. Ama bugün her ÅŸeye raÄŸmen yazmak istedim; temasız, konusuz belki de içeriksiz bir yazı yazmak. Belki bu sayede rahatlamak, bütün günün stresini üzerimden atmak istedim. Okunup okunmaması da bugün çok umrumda deÄŸil, yazılan yorumların iyi ya da kötü olması da. Ellerim klavye üzerinde gidip gelmeli sadece, harfler kendi başına herekete geçip beni yormadan cümleler oluÅŸturmalı; düz, sade, gösteriÅŸsiz cümleler…
Bazı insanlar için okumak neyse, yazmak da o, hatta çoÄŸu zaman antidepresan görevi görüyor yazmak. Kendi kendine konuÅŸmanın, iç hesaplaÅŸmalar yapmanın baÅŸka bir yolu. Aynaya bakıp konuÅŸmak yerine yazmak, kendine deli dedirtmek yerine “ne güzel yazmış” ya da “saçmalamış” dedirtmek… Yıllarca “bir Olric’im var mı?” diye düşündüm, bir ismi olması gerekmiyordu elbet, ancak dertleÅŸtiÄŸim, bana arkadaÅŸlık eden, adı Ahmet, AyÅŸe, Olric ya da hiçbir ÅŸey olan… Var mıydı sahiden? Sonra buldum, sanırım benim de Olric’im var… Yazmak, Olric’in Tutunamayanlar’daki görevini benim için üstlenmiÅŸ soyut bir kavram. Belki ona bir isim bile bulabilirim, ama ÅŸimdi deÄŸil. Ayaküstü bulunmuÅŸ bir isim, benim yol arkadaşıma yakışmaz, ona kattığım anlamları karşılamaz, belki de isimsiz olur.

Bu yazı diÄŸerleri gibi direkt silinmeyecek, bunu biliyorum. Yazdığım iç hesaplaÅŸma yazıları genelde bir kağıt parçasına veya masaüstündeki bir klasörün içindeki bir belgeye yazıldığı için tek bir hareketle yok olup, bazen PC’deki bazen de masamın hemen yanındaki çöp kutusunu kolayca boylayabiliyor. Bugün öyle olmayacak, çünkü geri dönüp okumadan direkt yayınlayacağım. Sonra piÅŸman olsam da yayından kaldırmayacağım. Öylece kalacak.OkuduÄŸum zaman diyeceÄŸim ki, o gece bunları düşünmüştüm, o gece saçmalamıştım. YorgunluÄŸumun ve uykusuzluÄŸumun sözcükleri bunlar. Yani benim, bütün gün yaÅŸadıklarımın soyut kavramları, hiçbir ÅŸey anlatmayan, uykudan önceki sütüm. YataÄŸa girmeden önceki diÅŸ fırçalama seramonim sadece. Uyumak için saymaya çalıştığım, çitlerden atlarken hep düşen, bir taraflarını yaralayan koyunlarım. ÇocukluÄŸumun “uykudan önce” programı.
Åžimdi uyuma zamanı, gözlerimi kapadığımda bugün koyunlara zarar gelmesin diye saymaya çalışmayacağım onları, bu gece onlar da rahat edecek ben de. Olric’im, sözcüklerim, yatmadan önce içmediÄŸim sütüm koyunlarımı rahat bırakacak.
Popularity: 6% [?]
Etiketler : iç dünya, klavye, koyun, oğuz atay, olric, süt, tutunamaynlar, uykudan önce, yaşam, yazı, yorum
































Gazanya
" 23 Aralık 2008, Salı "
Sanırım, ruh halinin bir resmini koymuşsun yazıya
Sana tavsiyem, eve saat 11 den önce gelme. 11′e kadar da yorucu iÅŸler yap. Mesela ben iÅŸten sonra kursa geçiyom.
Eve geldin mi hiçbir şey düşünemiyon. Ruh hali felan kalmıyor zaten , Ruh hali kalmadığı için kötü de olamıyor
Yazı akıcılık bakımından, anlatım bakımından güzel olmuş.