Uzun zaman oldu. Önce yazmadım, sonra da yazamadım… Yazmayışımın bir sebebi yok. Belki de çok sebebi var; bilemiyorum. Belki tembellikten yazmadım, belki yazacaklarımın hissettiklerimi tam anlamıyla anlatamayacağını, eksik kalacağını düşündüm… Belki de yapay gündemlerin gazıyla yazmış olmanın sonradan yaratacağı sıkıntıdan korktum … Ama yazmadım; her gün erteledim.
Sonra bir gün, teknik bir aksaklıktan dolayı blogumun açılamadığını [...]
Sürekli küresel mali krizden bahsettiğimi biliyorum; ama şimdi okuduğum bir haber karşısında kendimi tutamadım, yine bu konuda birkaç cümle yazma isteği duydum içimde.
Bizim ülkemiz “Allah’a binlerce şükür ki küresel krizden etkilenmedi(!)”, artık “teÄŸet geçti” falan da demek istemiyorum, midem bulandı. Ama Avrupa’daki birçok devlet bizim kadar ÅŸanslı (!) deÄŸil maalesef. Krizden o kadar çok etkilenmiÅŸler [...]
Geçmiş yıllarda seçim öncesinde sokaklar afiş ve bayraklardan geçilmez, partilerin amblemleri sağda solda yürürken neredeyse yüzümüze çarpardı. Öyle bir seçim kirliliği olurdu ki gökyüzünü göremez hale gelirdik. Bu seçimlerde bayrak ve afiş asılması yasaklandı, böylece o içler acısı görüntülerle henüz karşılaşmadık. Ancak bazı ilçelerde bu yasağı delip de iki sıra bayrak asan partiler de yok [...]
Ahmet Necdet Sezer birçok kişi tarafından sevilmedi, hatta ondan nefret edenlerin sayısı bir hayli fazla… Önüne gelen her yasayı imzalamadığı, birçok yasa tasarısını veto ettiği için hükümeti karşısına almıştı. Sevilmedi; çünkü sıradan bir vatandaş gibi yaşamayı seçti; kırmızı ışıklarda durdu, halkın yararını gözetti herhangi bir partiye yakın olduğu için her şeye eyvallah demedi.
AKP, kapatılma davasının açılmasının ardından parti kurma sinyallerini vermişti. Sonunda partilerini kurdular. AKP, kapatılırsa devreye bu parti girecek. Partinin adı da kendisi gibi yeni: Yeni Parti. Amblemi de güneşmiş.
Uzunca bir zamandır bloğuma bir şeyler yazmıyorum, yazamıyorum. Hangi birini yazsam ki, bu kadar zaman geçti aradan, her gün yenisi eklendi. AKP’ye kapatma davasından mı, içeriğinin ne olduğu belli olmayan Ergenekon adı altında yapılan soruşturmalardan mı, sabaha karşı evinden apar topar alınan İlhan Selçuk’tan mı bahsetsem? Bu kadar dolu bir gündem varken, her gün yenisi [...]
Yıllardır bir konuda ısrarcı davrandım hep; polisiye roman okumamakta inat ettim durdum. Ta ki Ahmet Ümit’in kitaplarıyla tanışana kadar. Yakın zamanda filmi de çekilen “Sis ve Gece”, “Kukla”, “Patasana”, “BeyoÄŸlu Rapsodisi”, “Kavim” derken bir de baktım ki Ahmet Ümit hayranı olup çıkmışım. Hem de polisiye sevmem diye atıp tutmama raÄŸmen.
Ancak şu var ki Ahmet Ümit [...]
Bu aralar yeni moda meslek, televizyonlardaki magazinel yarışmalarda jüri üyeliği yapmak. Mantar gibi türeyen yarışmalar neredeyse hayatımızın tamamında yer almaya başladı.
Her akşam bir veya daha fazla kanalda bu tarz yarışmalarla karşılaşmak mümkün. Ne kadar yarışma oldukları da tartışılır ayrıca. Bu yarışmaların ünlü jüri üyeleri de evlere şenlik doğrusu. Yarışmacılardan daha çok dikkat çekip, [...]