Suya ve Sabuna Dokunma Zamanı

“Domuz Gribi Türkiye’ye de gelir mi, gelirse ne yaparız?” diye endişeli bir şekilde beklerken, sonunda olan oldu. Irak asıllı Amerikan vatandaşı olan bir turist havaalanında yüksek ateş dolayısıyla termal kameralara yakalanmış ve yapılan tetkikler sonucunda da kişide virüs teşhis edilmiş. Son yapılan açıklama, altı kişilik ailesiyle Türkiye’ye gelen turistin eşinde de virüse rastlandığı yönünde.
Bundan sonra ne yapmalı, nasıl hareket etmeli? Sağlık Bakanlığı günlerdir konuyla ilgili uyarılarda bulunuyordu zaten, alınacak kişisel tedbirlerden bahsediyordu. Bilindiği üzere virüsten korunmanın en etkin yolu kişisel temizliğe dikkat etmekten geçiyor. Özellikle ellerin bol bol sabunla yıkanması gerekiyor, kalabalık ve havasız ortamlara girmemek gerekiyor.
Ancak düşününce bu virüsten kaçmanın bu kadar da kolay olabileceğini söylemek çok zor. Çünkü ne kadar dikkat edersek edelim, elbette insanlarla temas etmek zorunda kalıyoruz, temas etmesek bile aynı havayı solumak da bu virüsü kapmamıza neden olabilir. Kendimizi eve kapatmamız mümkün olamayacağına, işe gitmekten vazgeçemeyeceğimize göre kendimize göre kişisel önlemler almak zorundayız.
Ben kendi adıma ilk iş steril maskelerden alıp, en azından otobüse bindiğimde bu maskeyi takmayı planlıyorum. Bizim halkımız nedense böyle şeylerden çekinir, yüzünde maske olan insanlara da acıma duygusuyla bakar. Her maske takanın ölümcül hastalığı olduğunu düşünerek bazen içinden bazen sesli bir şekilde “vah vah, yazık, gencecikmiş” şeklinde üzüntülerini ifade ederler. Ancak şimdi hatırlıyorum da kuş gribi virüsü ilk çıktığı zamanlarda Japonya’da halk bu steril maskelerle dolaşmaya başlamıştı. Hatta çoğu ülkede kış aylarında herhangi bir salgın olmasa bile insanların bazı grip virüslerinden korunmak adına bunları takarak dolaştığını biliyorum.
Benim alacağım bir başka önlem ise alkol içeren temizlik jellerinden birini alıp, sürekli olarak ellerimi onunla temizlemek olacak.
En önemli olan ve sona bıraktığım diğer önlemim ise insanlarla ten temasından kaçınmak ve her önüme geleni sarılıp öpmemek. Biz her tanıştığımız insanı şapır şupur öpmeye bayılıyoruz nedense. İş yerimizde her gün gördüğümüz insanlarla sabahları seramoni şeklinde kucaklaşmalar, tokalaşmalar vazgeçemediğimiz geleneklerimizin arasında. Bir müddet bu adetlerden vazgeçip kendimizi ve çevremizdeki insanları düşünmemiz gerekiyor.
Bu aralar yurtdışına çıkmak gibi bir niyeti olan insanların da bu konuda bir kez daha düşünmeleri gerekir. Eğer bu seyahat bir zorunluluksa o zaman kendi kendilerine kişisel tedbirlerini almaları gerekiyor. “Bana bir şey olmaz; bula bula beni mi bulacak?” diyerek boşvermenin hiç zamanı değil. Ama bu aralar bol bol suya ve sabuna dokunma zamanı…
Popularity: 5% [?]
Etiketler : önlemler, domuz gribi, domuz gribi Türkiyede, havaalanı, kişisel, türkiye, tedbir, termal kamera, turist, virüs

































Erkan Hirik
" 18 Mayıs 2009, Pazartesi "
Elbette ki suya sabuna dokunmak gerekir ancak domuz gribi riskenden ölmek diğer sebeplerden ölmenin taşıdığı risklerin binde biri bile değildir. Hele ki ülkemizde…Demiyorum ki gribe karşı önlem alınmasın, tabii ki alınsın ancak bunu bu denli insanlara korku salarak yapmak hiç doğru değil. Bir de bu Türkiye’ye gelen Hollandalıları merak ediyorum, bunlar oradan çıkmadan evvel kontrol edilse yani uçağa binmeden önce kontrolden geçse daha mantıklı iş yapılmış olmaz mıydı? Sars, kuş gribi, kene, domuz gribi derken yaşıyoruz bir şekilde, acaba sırada ne var dersiniz? Penguen nezlesi falan olabilir mi?