Şimdi Dinlenme Vakti: Beynimin İçindekiler İzin Verirse

Yoğun bir yıldı benim için, bütün bir sene boyunca hastlanmamak, iki sene üstüste kol ve bacak kırıklarıyla uğraştıktan sonra bu seneyi kırıksız atlatmak adına çok dikkat ettim. Sonunda sağ salim bir eğitim-öğretim yılını daha geride bıraktım.
Öğretmenliğe başladığım gün çok yakın gibi; ancak tam 11 seneyi geride bıraktığımı farkettim bugün. 11 yılda sayısını hatırlamadığım öğrencim oldu, evlenenler, çocukları olanlar… Birçoğuyla hâlâ irtibat halindeyim ve onları görmek onlarla iletişim kurmak beni mutlu ediyor. Aralarında mühendisler, doktorlar, askerler var… Yıllar sonra karşılaştığımızda bana verdikleri değeri görmek, sınıfta yaşanmış bir olayı hatırlatmaları duygulanmama neden oluyor.
Yıllar önce çocuklara hiç şaşmadan sorulan “büyüyünce ne olacaksın?” klişe sorusu sorulduğunda yarısından fazlası “öğretmen olacağım” derdi. O zamanlar öğretmenlik bir ayrıcalık, toplumda saygı duyulan bir meslekti. Öğretmenlerin dedikleri sorgulanmadan doğru sayılır, mahallede halledilemeyen bir mesele olduğunda yakınlarda oturan bir komşu öğretmene danışmaya gidilirdi.
Şimdi öğretmenlik boş kalmak istemeyenlerin, daha başka bir iş yapmaya imkanı olmayanların sığındığı bir meslek haline geldi. Anneler çocukları için “bari öğretmen olsa”, diye “bari” sözcüğünü gözümüze gözümüze sokmaya başladılar. “En azından tatili belli olur, her ay ne kadar maaş alacağını bilir” diye kendilerini rahatlatmaya çalışıyorlar.
Hoş, öğretmen olmak sandıkları gibi kolay değil artık. Sadece İstanbul’da bile birçok branştan binlerce öğretmen açığı varken, KPSS denen illet ve kadrolaşma, yıllarca okuyup da mesleğini yapmak isteyenlerin karşısında Çin Seddi edasıyla dikiliyor. Kadrolardaki açıklar, üç kuruş maaş alan, her an kapı dışarı atılma korkusu yaşayan sözleşmeli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılıyor. Öğrencilerin başının belası olan sınav illetini, öğretmenlik yapmaya hak kazanmış, çalışma isteği duyan genç ve pırıl pırıl beyinlere sahip nice öğretmenin başına sarmış bulunuyorlar. KPSS‘den adam akıllı puanlar alabilmek için şimdi de öğretmenler dersane kapılarını aşındırıyorlar.
Kalkınmanın, her alanda ilerlemenin eğitimle sağlanacağını herkes biliyor; ancak okullardaki branş öğretmenlerinin eksikliği, boş geçen derslerle adam akıllı eğitim verilemeyeceğini herkes gibi hükümet de çok iyi biliyor. Ancak her alanda doğru düşünebilen, sorgulayabilen gençler yetiştirmek sanırım hiçbir hükümetin işine gelmez. Çünkü bir yerden sonra devleti de eleştirebilecekleri aşikardır bu gençlerin. Bu yüzden hâlâ doğuda okulu olmayan tonlarca köy var, küçücük dersliklerde üstüste oturan öğrencilerin olduğu derme çatma okulumsular ya da göstermelik bir okulu olan fakat kapısına kilit vurulmuş, öğretmensiz yerler var.
Ödenek olmadığı için açıkta bekleyen öğretmenlerin atanmadığını belirten eski Milli Eğitim Bakanı‘nın sözleri kulaklarımda çınlıyor. Nedense bu söyleminden çok kısa bir süre sonra başbakana alınan özel uçaklar, oğullara alınan gemiciklerin, eşlerin sahip olduğu hastane zincirlerinin, damatların TV kanallarının üzeri örtülüyor. Akıllı adamlar olduklarını hep söylüyorum, böyle cin fikir faaliyetlerle eğitimsiz, cahil insanların sayısının artması elbette işlerine geliyor.
Tatile girdim anlayacağınız, bir yılı daha geride bıraktığımı anlatacakken laf yine dönüp dolaşıp nerelere geldi… Başka ne olacaktı ki, gönül rahatlığıyla tatilin keyfini çıkaracağımı, ne olursa olsun banane diyeceğimi mi sandınız yoksa? Güzel başlayan bir yazı, her seferinde bu olumsuz gidişat nedeniyle bu hale geliyor. Siz de idare edin artık…
Popularity: 1% [?]
Etiketler : öğrenci, ödenek, özel uçak, üniversite, Çin Seddi, başbakan, dersane, eğitim, gemicik, hastane, köy, KPSS, milli eğitim bakanı, okul, sözleşmeli öğretmenler, tatil, tv

































nikon
" 3 Temmuz 2009, Cuma "
Kutsal bir mesleğiniz var. Ama malesef memleketimizde artık ne öğretmenliğin ne de öğretmenlerin değeri var. Üzülüyorum!
Ben de öğrencilik yıllarımda hep öğretmen olmak istemişimdir. Olmadı. Kısmet değilmiş. Öğretmenliğin zevkini çalıştığım bir bankada “Mesleki” eğitmenlik yaparak tadabildim. Öğrencilerim yaşını başını almış güvenlik elemanlarıydı ama ders anlatırken eğitmenliğin bana verdiği zevki unutamam.
Eğitim konusunda söylenecek çok söz var. Şarlatan atanmışlar eğitimi bir ucubeye dönderdiler. En başta dersanelerin kapatılarak “Milli Eğitime” dönülmesi şart.
İyi tatiller dilerim.