Sel Sularıyla Kendini Yıkayıp (P)aklayanlar

Her gün TEM otoyolundan işe gidip gelen biri olarak televizyonda adeta bir çağlayana dönüşmüş otoyolu görünce neye uğradığımı şaşırdım. İki gündür hayretler içinde izliyorum haberleri. Yapılan yorumları, ziyarete gidenleri, gitmeyenleri, yerinde ahkam kesenleri; suçu hayatını kaybeden, evi-barkı elinden giden, yavrusunu arayan, sokakta kalan insanların üzerine atanları… İzliyorum, ama avazım çıktığı kadar bağırmak, sözde yetkililerin tüm o palavralarını suratlarına haykırmak istiyorum.
Deniz kenarında ev yaptırıp da oturanları, spreylerle dünyanın dengesini bozan insanları, para kazanmak uğruna servis otosu olamayacak minibüse binen ve hayatını kaybeden insanları suçlayan belediye başkanının yüzünde hiçbir mahcubiyet göremedim günlerdir. Her zaman yaptıkları gibi kendilerini aklamak uğruna masum ve hatta mağdur insanları suçluyorlar günlerdir.
Dereleri islah etmenin belediyenin görevlerinden biri olduğunu unutturarak, seçim öncelerinde verilen ruhsatları hatırlamamıza fırsat vermeden sıkılan spreylerden bahseden yetkililere sormak isterdim, “Madem çevreye bu kadar duyarlıydınız, neden KYOTO Protokolünü kabul etmede bu kadar geciktiniz?”
Dere yatağının kenarına “Tır Otoparkı” yapılamayacağını bile bile ruhsat verdikleri için vicdanları bir nebze sızlamayan tüm sorumluların, yeteri kadar uyarıda bulunmayıp risk altında olan yerleşim bölgelerini boşaltmayarak üstüne üstlük “bu tarz sel felaketleri her yerde oluyor” diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışan, yürekleri sızlamayan insanların istifa etmeleri en doğru davranış olurdu. Ama yine şaşırtmadılar doğrusu, kendilerini aklamak adına ölen insanları suçlu gösterdiler.
Belediye otobüslerinin çalışma saatlerinde sel meydana gelseydi, içindeki yolcuları “neden işe gidiyorsunuz kardeşim, evinizde otursaydınız” diye azarlarlardı eminim.
İki çocuğu ile arabasında giderken sele yakalanan ve ve bir çocuğu kayıp olan kadının da herhalde suçu yola çıkmaktı…
Günlerdir söylenen sözler, boş konuşmalar, giden canlar, acılar bir şekilde yeni gündemlerle unutturulacak. Geriye evlerini kaybedenler, yaşadıkları trajediyi yaşamları boyunca unutmayacak çocuklar, yaşlılar, sevdiklerini kaybeden nice insan kalacak. Bir de insanların hafızasında bilir kişi niyetiyle konuşan, akıl veren Ankara Büyükşehir Beldiye Başkanı “Büyük Düşünür” Melih Gökçek’in tavsiyesi: “Üst katlara çıkın!”
Ve şimdi saat gecenin ikisi, her an yağmur yağabilir, birinci katta oturan biri olarak, üst kata çıkacağım. Büyük düşünürün sözünü dinlemek lazım…
Popularity: 1% [?]
Etiketler : İstanbul, belediye, belediye başkanı, felaket, kadir topbaş, KYOTO sözleşmesi, melih gökçek, sel, TEM, tem otoyolu, yağmur


































adonis
" 12 Eylül 2009, Cumartesi "
Sen benim omzuma çıkarsın