ZUZU | pozitifpc editör blogu
pozitifpc editör blogu

Şarkılarım ve Barışa Özlem

zuzu bu yazıyı " 31 Ocak 2009, Cumartesi" tarihinde yazmış. | Popularity: 11% [?]

Barışa özlem duyduğumuz şu günlerde, dün gece Barış Manço‘nun anısına yapılan “Barış’a Özlem” programı beni çok başka yerlere, yine geçmişime götürdü. Evet belki bir ironi vardı programın adında, belki değil kesinlikle. Ciddi anlamda barışa özlem duyuyoruz, sadece biz değil; tüm dünya. Çocukların ölmemesini, bir başka devletin ya da devletlerin kişisel çıkarları uğruna bombaların patlamamasını istiyoruz. Çeşitli bahaneler ileri sürülerek şehirler işgal edilmesin, sokaklarda insanlar, rengi, dili dini ve ırkı ne olursa olsun, rahat dolaşsın istiyoruz. Hem barışı özlüyoruz hem de Barış’ı…

Barış Manço‘nun şimdi birkaç şarkısı beynimin içinde çalıyor; baris_manco

“Deli gönül sevdasını ben bilirim, ben bilirim

Yardan ayrı kalmasını ben bilirim, ben bilirim…”

Sonra bir başka şarkı geliyor aklıma, ne  güzeldi deyip mırıldanıyorum şu an;

“Hava ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde

Bir türkü tutturmuşum

Duyuyorsun değil mi…”

Annemin sürekli olarak anlattığı, benim hatırlayamadığım abimin kapı arkasında bağıra bağıra ve utandığı için de bir yandan yüzünü kapayarak söylediği şarkısı var, herkesin en iyi bildiği “Dağlar dağlaaaaarrrrr”. Hatırlamasam da ben abimin o günlerini, belki de daha doğmamışımdır, ne zaman bu şarkıyı dinlesem abim gelir gözümün önüne. Aslında Barış Manço‘yu bu kadar özel kılan, ismi gibi barış elçisi olmasından biraz da. Dünyanın ta öbür ucunda, Uzakdoğu’da Türk bayrakları ellerinde şarkı söyleyen Japonları benim gibi herkes hatırlıyordur herhalde.

Bir o kadar içimizden, bir o kadar bizden biri olan başka isim Cem Karaca, ölümüyle sansasyonlar yaratmayı fırsat bilen eşi sayesinde uzun zaman anıldı, mezarı açıldı, daha doğrusu orada da rahat bırakılmadı. Hayattayken de sürgündeydi, ölümünde de hırslarına yenik düşenler onu sürgün etmeye devam ettiler.  Cem Karaca‘nın beni en çok etkileyen şarkılarından biri  “Hep Kahır” adlı şarkısıdır: cem_karaca

“Dur!

Bırak, kaynasın kahvenin suyu

Bana İstanbul’u anlat nasıldır

Bana Boğaz’ı anlat nasıldır?..

Haziran titreyişlerle, kaçak yağmurlardı

Yıkanmış kurunur muydu yine o “yedi tepe”

Ana şefkati gibi sıcak güneşte?..

İnsanlar gülüyordu de trende,vapurda,otobüste

Yalan da olsa hoşuma gidiyor,söyle!

Hep kahır,hep kahır,hep kahır,hep kahır

Bıktım be!..”

İşe giderken çoğu zaman kulaklığı takıp bu şarkıyı dinlerim, insanların gülmesini isteyen Cem Karaca gibi ben de gülen bir sima, hayattan bıkmamış bir yüz görmek isterim, ama nafile göremem.

Farkındayım yazılarımın çoğunda geçmişten bahsediyorum, sürekli olarak çocukluğumuzun masumiyetinden dem vuruyorum; ama bu başka bir şey… Barış Manço, Cem Karaca ve Erkin Koray… Onları dinleyerek büyüdüm ben, belki birçok insanın bilmediği şarkılarını mırıldanarak pencerelere burnumu dayayıp sokağı seyrettim. Ya Erkin Koray‘a ne demeli, bu üç efsane, Türk Rock’ının üç ayağından geriye kalan tek kişi…

Bir filozof aslında Erkin Koray, belki Hayyam kadar… “Hayat  Katarı” adlı şarkısında “Nereye gider bu katar? Diyorlar ki niceleri gitti de bir daha geri dönmediler.” diyor. Klasik aşk şarkılarından, ilkokul öğrencisinin yazabileceği kadar basit sözlerden, yani günümüz popçularından çok farklı olarak yazılmış, düşündüren, dinlettiren şarkılar bunlar.

Ve o şarkı Hay Yam Yam: erkin_koray

“Gün doğarken,
Sabah horozlar niçin acı acı bağrışırlar bilir misin?
Tan yerini gösterip de onlar derler ki sana
Geçen geçti gidiyor da ya sen nerelerdesin?

Hay yam yam, hay yam yam
Hay yam yam yam yam yam yam yam hay yam yam

Bu gecenin son gecen olması da var
Emret de gül rengi şarabı getirsinler
Gafil bir gittin mi daha gelmek yok
Altın değilsin ki seni gömüp çıkarsınlar

Hay yam yam, hay yam yam
Hay yam yam yam yam yam yam yam hay yam yam

Eğer sevgi ile dolmamışsa yüreğin
Tekkelerde manastırda hiç bir yere eremezsin
Gönül verip içtenlikle sevdin mi şu dünyada
Tüm cennetin cehennemin çok çok üzerindesin

Hay yam yam, hay yam yam
Hay yam yam yam yam yam yam yam hay yam yam

Varlık yokluk derdini şu kafandan sil
Bırak densiz işleri de kendini bil
Gerin şöyle bir güzel ohh derin bir nefes al
Kaç nefes alacağın var ya hiç belli değil

Hay yam yam, hay yam yam
Hay yam yam yam yam yam yam yam hay yam yam”

Korkuyorum, Barış Manço gibi, Cem Karaca gibi  olmasından, onun da arkasından bir iki TV programı yapılarak, arada sırada anılmasından… Hatta unutulmasından…

Popularity: 11% [?]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!

Etiketler : , , , , , , , , , , ,



zorunlu



zorunlu - asla yayımlanmaz


Mesajınız :

Hamdolsun Youtube Var

Yine güleyim mi sinir mi olayım bilemedim, Başbakan Youtube yoluyla Obama’ya mesaj göndermiş!!! Bu habere neresinden bakacağımı şaşırdım doğrusu. Yotube halka kapalı, başbakana açık. Yotube’u kapattıran zihniyet şimdi bu yolla Amerika başkanına mesaj yolluyor, bunu da ballandıra ballandıra haber olarak veriyorlar.

Obama’ya Başbakan başka türlü ulaşamamış galiba, telefonlarına çıkmamış sanırım bu yüzden de Yotube yoluyla ulaşmaya [...]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
Hamdolsun Youtube VarÖnceki yazı

One Minute!

Daha önce yaşanmış ironik bir olayın, başka bir olayda dile getirilmesi, bu ironik olayın daha başka mevzularda konunun içine sıkıştırılması çoğumuzun başvurduğu bir yöntemdir. Bu şekilde konuşmak, örneklendirmeler yapmak bizim için eski bir gelenektir. Bu anlamda çok zengin bir atasözü dağarcığımız mevcuttur. Eski şekliyle “darb-ı mesel” diye adlandırdığımız, geçmişten günümüze kadar gelmiş ve hemen hemen [...]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
One Minute!Sonraki yazı

Tavsiye Siteler
İstatistikler...
My Google Pagerank
Sitede
Fatal error: Call to undefined function statpress_print() in /home6/pozitfpc/public_html/pozitifpc/zuzu/wp-content/themes/cellar-heat/sidebar.php on line 33