Özgürlüğünüz İçin Kaç Kişiyi Tutsak Edersiniz?

Ölümden korkmayan var mı? O anın gelmesinden, sevdiklerinden ayrılmaktan, ölümün soğuk yüzünden korkmayan?.. İntihar edenler ölümden korkmadıklarını ispatlamış mı oluyor? “Ben çok cesurum, sizin gibi ölüm korkum yok, bakın kendimi öldürüyorum ve cesurca bilinmeze gidiyorum, neyle karşılaşacağımın hiçbir önemi yok” mu demek istiyorlar? Bir güç gösterisi mi intihar, yoksa bir zayıflık belirtisi mi?
Yaşantılarını düzene sokamayan, hayatla başa çıkamayan insanların başvurdukları tek çare, son nokta intihar… Bazen hayata karşı bir duruş, bazen de sıradan yaşamı renklendirecek bir tepki… Bilinmeze doğru gidişin dayanılmaz cazibesine kapılış, sonsuza dek boşlukta yol alış umudu… Bir seyyahın son yerleşim yeri, seyahatlerin sonuncusu ve en çekicisi…
Ölüm kimine göre bir kentten başka bir kente yolculuk, kimine göre de bir yok oluş. Yok oluşun dayanılmaz çekiciliği zaman zaman cazip gelse de, bilinmez ürkütür insanı, geri adım attırır. Ancak sıkıntıların son bulacak olması düşüncesi beyne yerleşti mi, “bugün olmasa bile yarın” diyerek intiharı planlamaya iter insanı. “En garanti ve en acısız yöntem hangisi?” diye araştırmaya, intihar hikayeleri okumaya başlar kişi. İntihardan bahseden kişiye deli gözüyle bakılır, ikna çabaları ile vazgeçirilmeye çalışılır; ama çoğu zaman gerçekten intihar edecek insan, kimseye söylemeden gizlice yapar planlarını, en kararlı kişi de budur zaten. Sessiz sedasız çeker gider bir gün. Dostları, ailesi inanmaz intihar ettiğine; “çok hayat doluydu, bir gün bile sözünü etmedi böyle bir şeyden” der. Altında başka sebepler aranır ölümün, cinayet ise en olası ihtimaldir.
Herkes kendi yaşamı ile ilgili karar verme hakkına sahiptir; yaşayıp yaşamama kararı da yine kişinin bileceği iştir elbet. Ancak kişi sadece kendinden sorumlu değildir; tanıdığı herkese karşı bir sorumluluğu vardır; bu sorumluluk bilincinde olan insan bu hayattan çekip gitmekte görse de kendi kurtuluşunu geridekilere bıraktığı o kötü mirasla en büyük bencilliği de etmiş olur.
Kalanların hayatları boyunca kendilerini suçlamalarına, keşke farkına varsaydım, keşke yardımcı olsaydım, keşke kavga etmeseydik, keşke, keşke, keşke… demelerine neden olur. Ardında bir keşke dünyası bırakıp gitmek, bir güç göstergesi midir sizce, bir zayıflık mı, yoksa bencillik mi? Ya da kendi hayatıyla ilgili kararlar alma özgürlüğüne sahip olduğunu düşünen, ama birçok insanın hayatını karartan kişi özgürlük adı altında kaç kişiyi tutsak eder bu düşüncelerle? Kaç kişiyi ömür boyu hapseder soru işaretlerinden oluşmuş parmaklar arasında yaşamaya?
Popularity: 5% [?]
Etiketler : aile, ölüm, özgürlük, bencillik, intihar, keşke, soru işareti, tutsak

































Ghost in the sHell
" 28 Aralık 2008, Pazar "
Ölüm korkusu, hayatı “bilinmezilk” ekseni etrafında kabul eden, din baskısıyla ölümü “öbür dünya”, “cehennem” ve “ceza” gibi kavramlarla bütünleştiren insanlar için geçerli olabilir. Ama yazının başında sorduğun “Ölümden korkmayan var mı?” sorusuna “Çok var” diye kısa ve basit bir cevap verebilirim.
İntihar eylemine de bir güç gösterisi, zayıflık veya bencillik olarak değil; sadece vazgeçiş olarak bakıyorum. Hayat gerçekten yaşamaya değmeyecek bir hal aldıysa, sonlandırmaya değer. Neden daha fazla yoracağız ki kendimizi… Amaç ne? Başkalarının mutluluğu mu?