ZUZU | pozitifpc editör blogu
pozitifpc editör blogu

Ölümden Sonra Yaşam Varmış!!!

zuzu bu yazıyı " 5 Ağustos 2007, Pazar" tarihinde yazmış. | Popülerlik: 31%

Ölüm en çok merak ettiğimiz konulardan biridir. Ölümden sonra bizi neler bekliyor? Ölüm bir yok oluş mudur, yoksa yeniden var oluş mu? Üç doktor Dr. E. Kubler-Ross,

Dr. R. Moody ve Dr. Karlis Osis –tabii konularında uzman ve oldukça da başarılı doktorlar, burada uzun uzun haklarında bilgi vermek istemiyorum, merak edenler araştırsın-, bu konuda çalışmalar yapmışlar ve oldukça da ilginç sonuçlara varmışlar.

Bu araştırmalar ölüm ötesi deneyim yaşayanların anlattıklarına göre şekillenmiş bu arada. “Ölüm ötesi deneyim” 1970’de ABD’li hekim ve araştırmacı Raymond Moody tarafından ortaya atılmış ve kabul görmüş bir terimdir. Bedensel işlev bakımından tıbben ölü sayılan, belli bir süre sonra tıbbi müdahalelerle yeniden hayata döndürülen ya da bir şekilde kendiliğinden bu durumdan kurtulan kişiler ölüm ötesi deneyimi yaşayan kişiler olarak kabul ediliyor. Bilindiği üzere bu kişiler, yeri geliyor yıllarca bu durumda kalabiliyorlar –örneklerine rastlamıştık daha önce; beyin ölümü gerçekleşti denmesine rağmen yıllar sonra uyanan ve kaldığı yerden hayata dönen insanlar vardı-.

Yukarıda bahsettiğim üç doktorun yaptıkları araştırmalara göre ölüm ötesi deneyim yaşayan hastaların anlattıklarında tamamen olmasa bile ortak ve benzer çok fazla nokta var. Bu ortak noktaları belirleyen doktorlar ölümden sonra yaşananları maddeler halinde sıralamışlar:

1-Bedenin terk edildiği birinci aşamada hissedilenler:

A-Huzur ve sükûnet duygusu

B-Çekilme veya fırlama tarzında yukarıya doğru yükselme hissi

C-Ölüm döşeği vizyonları olarak algılanan birtakım algılamalar:

isik.jpg*Daha önceden hiç duyulmamış harika bir melodi algılama

*Tertemiz pırıl pırıl renkler algılama

*Çevredeki insanların göremediği bir ışığı algılama

*Daha önceden ölmüş olan bir yakını, sevilen bir kişiyi görme ve öte dünyaya geçerken bu kişinin eşlik etmesini algılama

*Dinsel veya mitolojik imajlar algılama; örneğin, karanlık bir dehlize ya da bir kuyuya doğru çekilme.

2-Bedenin terk edilmesinden sonraki ikinci aşamada hissedilenler:

A-Karanlık bir tünel sonrasında her şeyin yeniden aydınlanması

karanlik.jpg

B-Kendi fiziksel bedenini ve diğer yaşayan insanları dışarıdan görme

C-bazı rüyalarda da rastladığımız bir fenomen olan diğer insanlara sesini duyuramama ve kendini gösterememe

D- Kendini çok hafif ve mutlu hissetme

E- Duvar gibi maddelerin içinden geçebilme

F- Fiziksel bedene geri dönmeyi istememe

G- Fiziksel hayata ilişkin görüntülerin bir süre sonra silikleşip yok olmaya başlaması

H- Tüm yaşamın bir film şeridi gibi gözlerinin önünden hızla geçip gitmesi

3- Bedene geri dönme aşamasında hissedilenler:

A- Işık tarzında algılanan bir varlığın tekrar dünyaya dönmesi için kendisini ikna etmeye çalışması

B- İsteyerek veya istem dışı fiziksel bedene geri dönme izlenimi

C- Fiziksel bedene geri dönerken soğukluk hissetme

Bu sınıflandırma adı geçen doktorların binlerce ölüm ötesi deneyim vakasının incelenmesi sonucunda elde edilmiş; ayrıca çıkan sonuçlara göre bu kişilerin söyledikleri şeylerin gerçekliğine de bakılmış. Örneğin; hasta ölü sanıldığı sırada hangi doktorun hastaya nasıl bir işlem yaptığını, hangi hemşirenin ne zaman ne almak için odasına girdiğini en ince ayrıntısına kadar uyandıktan sonra anlatmış. Asıl ilginci ölü sayılan hastalar beş duyu organının sınırlarını aşan bazı beden dışı algılamalarda da bulanabilmişler; bir başka kentteki yakınıyla bağlantıya geçip konuşma, duvarların ötesinde olan bitenleri görme gibi…

Bu araştırma sonuçlarını bazı parapsikologlar ile spiritüalistler, ölümden sonra yaşamın varlığının kanıtı olarak da saymışlardır.

Bu konu oldukça ilgimi çektiği için yer vermek istedim. Çok fazla yorum yapmadan kendi anladığım ve de herkesin anlayacağı dilden anlatmaya çalıştım. Bu konuyla ilgili farklı bilgilere rastlarsam da sanırım yer vereceğim. Ancak ölümden sonraki yaşamın gerçekliği hakkında kendi fikirlerime de yer vermeyi uygun görmüyorum.

  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • Technorati
  • Google
  • Live
  • TwitThis
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • MySpace
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Netvouz
  • Webnews.de
  • Print this article!
  • blinkbits
  • blogmarks
  • Fleck
  • Furl
  • Global Grind
  • Smarking
  • Sphinn
  • Xerpi
  • YahooMyWeb


Etiketler : , , , , , ,
“Ölümden Sonra Yaşam Varmış!!!” yazısı için 17 yorum yapılmış.
Avatar
ferhat

olduğu aşikardı ama bunu yaymak güzel bencede eline sağlık


Avatar
DarK

Olduğu bencede aşikardı…Ancak şu “ölüm ötesi deneyimi” olgusu garip bir şey…


Avatar
handan33

ben bu söylenenlerin bir kaçtanesini yaşadım.demekki bunu yaşıyan insanlar var.ama çok uzun zamandır hiç yaşamadım.ben uyurken uykumda uyandım ve kendimi yukarıdan gördüm ve odadan odaya geçtim duvardan yani.ve evimizde kedi de beni gördü o zaman anladım bedenden ayrıldığımı.bir tek kendi yüzümü göremedim.


Avatar
feyza

bende katılıyorum bu yazılanlara allah istedikten sonra olmayacak bi şey varmı yeterki o ” OL ” desin selametle …


Avatar
Mustafa

Yazıyı okumadım, yorumları okudum… Fesüphanallahu ahsenul halikin…

Her sene yeryüzündeki varlıkları (nev leri) öldürüp, yeniden onlara hayat veren bir kudrete, insanları yeniden diriltmek ağır gelebilir mi? Haşa…

Acaba: Mucizane bir kâtip bulunsa, harfleri, ya bozulmuş veya mahvolmuş üçyüzbin kitabı tek bir sahifede karıştırmaksızın, sehivsiz, noksansız, hepsini beraber, gayet güzel bir surette bir saate yazarsa; birisi sana dese: Şu kâtip, kendi te’lif ettiği senin suya düşmüş olan kitabını yeniden, bir dakika zarfında hâfızasından yazacak. Sen diyebilir misin ki: Yapamaz ve inanmam.

Veyahut bir Sultan, kendi iktidarını göstermek için bir işaretle dağları kaldırır memleketleri değiştirir; denizi karaya çevirdiğini gördüğün halde, sonra görsen ki: Büyük bir taş dereye yuvarlanmış. O Zâtın kendi ziyâfetine dâvet ettiği misafirlerin yolunu kesmiş, geçemiyorlar. Biri sana dese: O Zât, bir işaretle o taşı, ne kadar büyük olursa olsun kaldıracak veya dağıtacak. Misafirlerini yolda bırakmayacak. Sen desen ki: Kaldırmaz veya kaldıramaz…

Veyahut, bir Zât bir günde yeniden büyük bir orduyu teşkil ettiği halde biri dese: O Zât, bir boru sesiyle, efrâdı istirahat için dağılmış olan taburları toplar. Taburlar, nizâmı altına girerler. Sen desen ki: İnanmam! Ne kadar divânece hareket ettiğini anlarsın…

Risale-i Nur (10.söz)
http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/risale/index.php?tid=124


Avatar
figen

medem olumden sonra yasam var neden oluyoruz imtahansa bu dunya neden sonucuda yasarken gormuyoruz


Avatar
özge

kesinlikle bu araştırmaya saygı duyuyorum ve inanıyorum.gerçekten inandırıcı birçok hikaye biliyorum bu konu hakkında.Bu konuya ilgim çok fazla 13yıl önce ölümden sonra hayat kitabını okumuştum ve çok etkilenmiştim gerçekten içinde tüyler ürpertici olaylar vardı.malesef kitabı kaybettim yazarının ismini unuttuğum için tekrar bulamıyorum 13 sene önce ilkokulda olduğum için kitabı hakkıyla okuyamamıştım.sonuçta hepimizi allah yarattı dünyaya baktığımda allahın yarattığı muhteşem mucizeleri görüyorum bunu da yapması ve bazı insanlara bu denyimi yaşatması imkansız değil bence…!


Avatar
oner

Madem ölümden sonra ruhumuz başka bedenlere geçiyor.Peki aranızda önceki hayatını hatırlayan var mı? Bence ölüm sonuna kadar yok oluştur. Evet belki ölümden sonra bir hayat var.Ama emin olun ki bu hayat başka bedende değil.Ne Bradd’de ne de Angelina’da.Sadece ruhlar aleminde ve bedensiz ve sorgusuz sualsiz..

edessaedessa@gmail.com


Avatar
gudubet

“Hangi tohum toprağa karışıp da yeniden filizlenmedi ki, sen öldükten sonra yeniden dirilmeyeceğine inanırsın?” (MEVLANA)

Ölümden sonra bir hayat olduğuna inanmıyoruz birçoğumuz. Onun beraberinde bin yıllardır anlatılan cennet - cehennem ve hatta bir yaratıcı olduğuna dahi inanmıyoruz. Hepsinin insanları avutmak veya korkutmak için uydurulan hayaller olduğunu düşlüyoruz beraberinde. Zamanı gelip öldükten sonra tamamen yok olacağımızı düşündüğümüz için hiç kimseye hesap vermeyeceğiz bu dünyadaki yaşadıklarımızdan. Hiç kimseye karşı sorumlu değiliz bu dünyada. Onun için bu dünyada olabildiğince dolu dolu yaşamaya geldiğimizi düşünüyoruz. Aslında bu dünyaya nereden, nasıl, ne amaç için geldiğimizi de bilmiyoruz ve aslında bunu hiç düşünmüyoruz bile. Düşündükçe işin içinden çıkmayacağımızı da çok iyi biliyoruz ve sonunda bu işin istemediğimiz veya kabullenemeyeceğimiz bir taraflara dayanmasından korkuyoruz. Tamamen bugün için yaşıyoruz, yarınımızı düşünmeden. Yaptığımız ve yapacağımız işlerin sonuçları bizleri korkutmuyor. Sonuçta yaptıklarımız için sorgulanmayacağız öldükten sonra. Hepimiz olabildiğince rahatız bu düşüncelerimizden dolayı. Vicdanen yanlış olduğunu bildiğimiz şeyleri bile kendi menfaatimiz lehine olduğu zaman görmezden geliyoruz ve çoğu zaman bunları yapmaktan çekinmiyoruz. Devamlı para, şan, şöhret kazanmak için diğer insanları gözümüzü kırpmadan ezdiğimiz bile oluyor bazen. Tamamen kendimizi ve yakınlarımızı düşünüp onlar için çalışıyoruz ve doğruyu söylemek gerekirse başka hiç kimse de umurumuzda değil bu dünyada. Biz evimizde tok yatarken aç yatan komşularımız aklımızın ucundan bile geçmiyor. Başka yerlerde çocuk – yaşlı demeden insanlar katledilirken biz sadece rahat kanepemizde uzanıp elimizde kumandamız televizyonumuzu izliyoruz, hatta kendi çocuklarımız bunları izleyip etkilenmesinler diye kanal değiştirip eğlenceli yerler arıyoruz televizyondan. İnsanların kalplerini yeri geldiği zaman kırmaktan çekinmiyoruz, ağzımıza geleni söylüyoruz onları ne kadar incittiğimizi düşünmeden. Üstelik bütün bunları yaparken hiç de pişman olmuyoruz, suçu her zaman onlarda aradığımızdan. Hep biz haklıyız hep… Dünya kendi eksenimiz etrafında dönüyor. Sanki biz dünyada yaşamaya değil, dünya bizde yaşamaya gelmiş… Birçok güzelliğe, nimete sahip olduğumuz halde bunlarla yetinmeyip daha çoğunu istiyoruz, şükretmeyi bilmeden. Gerçi kime şükredeceğiz orası da meçhul! Nasıl olsa sahip olduğumuz her şeyi ölünce de yanımızda götüreceğiz ya, kefenin cebi olmadığını düşünmeden. Bütün bunları yaparken çok rahatız, ta ki bir gün öleceğimizi düşündüğümüz zamana kadar. Üstelik ölümden sonra hayat olmadığını bildiğimiz halde. Madem öldükten sonra yaptıklarımızdan dolayı hiç kimseye karşı sorumlu olmadığımızı biliyoruz, nedendir bu korku? Bunları bildiğimiz halde “ölüm” deyince neden içimiz ürperiyor, buz kesiliyoruz? Ve bütün bunlardan daha da kötüsünü düşünmekten alıkoyamıyoruz kendimizi, ölüm vaktini düşledikçe:

“Ya ölümden sonra hayat varsa?”

İMZA: GUDUBET


Avatar
bedirhan

ben derim hayat oyle yada boyle gıder onemlı olan hayatın gecırdıgı sınavları basarmaktır kı hayatınnın obur kısmınıda iiii gecırmektır yayat musterektır yasın ne geregı varkı?


Avatar
hüsran

hayata boş herşeyde istediğim şey sadec ölmek yeniden dirilmek var inanıyorum ama açıkçası onuda istemiyorum kauslardan bıktım usandım artık


Avatar
isim vermem

Babamla bu konuları yıllardır tartışıyoruz. Babam ateist olduğunu söylüyor. Beni de bu yolda büyüttü. Ona kızmıyorum, çünkü o öğretmemiş de olsa ben bu yolu seçerdim, diyorum. Hatırlıyorum, ilkokul 4. sınıftaydım. O zamanlar dindar bir kesimde otururduk ve de dolayısıyla okul da dini inançlara körü körüne bağlı ve bu yolda manevi baskıları dayatan bir anlayışı olan bir okuldu. Ben Allah’a inanmadığımı söylediğimde, çok şaşırmış ve de beni dışlamışlardı. Öğretmenimiz bir gün din dersinde Allah’a inanmayanlara “ateist” dendiğini vurgulamıştı. Arkadaşlarımın, doğrusu benim inanışlarıma saygılı olmayan o arkadaş sıfatlı insanımsıların bana doğru bir bakış fırlattıklarını anımsıyorum. Suratıma kadar kıpkırmızı olmam gerektiği yerde onların arasında gayet rahat ve doğal bir tavır takınmıştım. O an kendi kendime söz vermiştim, ben inanmıyorum ve bana böylesine acılar içindeki hayatı yaşatan tanrının var olmadığına, varsa da merhametsiz olduğuna insanları inandıracaktım. Hangi tanrı kulunu cehennem denilen o yerde cayır cayır yakardı ki? Tabii bunlar o anki düşüncelerimdi. Şimdi sorsanız bu kadar katı değilim. Aslına bakarsanız o zamanlar biraz kendime yapılmasını istemediğim şeyleri başkalarına yapmayı planladığım söylenebilirdi. Anlamıyordum, ben cenneti hayallerimde yaşatmıştım. Meyvelerle dolu bir bahçe, bazen sevdiklerimle özlem giderdiğim bir dostluk mekanı olarak tasarlamıştım kafamda. Ama din diyordu ki, daha doğrusu din bunu demese de din bilimcilerinin ağzından duyduğum kadarıyla hurilere nuriler, nurilere huriler verilecekti. Bir erkeğe 72.000 kadın hizmetçilik edecekti. Kadınlar istedikleri kadar ilişkiye girseler de yeniden bakire kalabileceklerdi. O zaman kadınların iffeti nasıl anlaşılacak, sorusunu sormadan edememiştim kendime. İnsanlar 12 metre boyunda olacaktı. Cennete seks için gittiğimiz düşüncesi beni sarsıyordu. Bu nedenle cennetten hoşlanmamaya, tek birini uğrunda cehennemi bile göze alabilecek kadar sevmek daha cazip geliyordu bana. Bir keresinde bir çocukla kavga etmiştik. O beni saçlarımdan tutup yerlere çalmıştı. Sonradan bir arkadaş duyduğum kadarıyla ona demiş ki, iyi ki onu dövdün, baksana; o Kuran’a inanmıyor! Bu sözler karşısında otoritemi yitirmedim. Ve sonradan o arkadaş okuldan ayrıldı ve kavga ettiğim çocuğu bir gün benim iyice benzettiğimi göremedi. “Bu da 4. sınıfın intikamı için!” demiştim ama beni anlamamıştı. Sonra bu konuyu aileme açtım. Dinle ilgili görüşlerimi toplum içinde, en azından bu yaşta açıklamamın doğru olmadığını söylediler. Ben de vazgeçtim. Hala kendime göre inanmıyorum, zaten hiçbir ibadeti yerine getirmedikten sonra “inanıyorum” demek de ayrı ama özellikle din derslerinde en çok derse ben ilgi gösteriyorum. Bir keresinde münafıktan bahsediyorlardı. Kendisi inanmayan, ama inançlıymış gibi görünen kişiymiş münafık. Kendimi bir an için böyle hissettim. Başkaları bana bakıyor mu diye şöyle bir göz attıktan sonra huzur içinde arkama yaslandım. Yıllar öncesinin defterlerini kapatmıştık belli ki. Artık aralarında ateist olarak tanınmıyordum neyse ki. Ama hep bu sahte ilgi sayesinde oldu bu olanlar. Zaman geçtikçe ben de yavaş yavaş “Allah korusun”, “Allah bağışlasın” gibi laflar etmeye başladığımı gördüm.


Avatar
ya varsa

yukarıdaki yazılara bir göz gezdirdim.aman allahım ne kadar cahil insanlar var arkadaşlar inanmak insanın elinde olan bir imkan aslına bakarsanız bu allahın bir lutfudur ama inanmayanlar bunu anlamazlar*insanlar yaşadıkları dünyaya dikkat etseler her şeyin gözlerinin önünde olduğunu görecekler dğnyadaki her hareket her canlı allahın varlığının bir delilidir fakat anlayanasadece akıl kullanmak yeter akıllı insan anlar ve görür.


Avatar
her şey mümkün

Senin de dediğin gibi herkes istediği şeye inanır ama şu da var ki inanmak istemeyen arkadaşlar kendileri inanmazlar buna bizim karışmamız mümkün değil. Ona bakarsan satanistlere ne demeli? İnançsızlığı şeytana tapmaya yeğlemez misin? Ama şunu söylemeden de geçemeyeceğim arkadaşlar yazdıklarınızın çoğu konu dışı. Biraz da konuyla ilgili yazılar yazalım. İsim vermeyen arkadaşımız hayat hikayesini niçin anlatmış bilmem ama şu kesindir ki bize güvenerek bunları dile getirmiş. Saygı da bizden olsun.
Şimdi gelelim konuya… Bazen insan, “Neden dünyadaki milyarlarca insan arasından ben, neden ben?” diyemeden geçemiyor. İşte bu noktada reankarnasyon devreye giriyor. Reankarnasyon da tanrının varlığını reddetmiyor ama cennet-cehennem ilişkisine paralel gitmeyen bir düşünce anlayışına sahip olduğundan bu düşünce sistemi biraz da dini kitapları inkar ediyor olabilir. Çünkü kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a inanacaksanız tümüyle inanınız, der. Bu da ne demektir? Allah’a inanıp da meleklere inanmamak olmaz. Reankarnasyonda ise Allah’ın adaleti anlaşılır. Bir insanın ruhunu, değişik bedenlere koyup da yeniden dünyaya getiren Allah’sa bunu en iyi biçimde, yani adaletli olarak yapacaktır. Yani hayvanların günahı ne? Onların insan bedenine girememesi haksızlık sayılmaz mı? Bu durumda biz insanların da bir hayvanın bedenine girmesi gerekmez mi? Ama kimse bir köpeği gördüğünde, “Bu benim önceki hayatımda annemdi!” demiyor… Yine sakat doğan bir bebeğin veya tecavüze uğrayan bir kadının önceki yaşamlarında bunu hak edecek türden davranışlarda bulundukları iddia ediliyor reankarnasyonda. Peki, tecavüz eden ne ayak? Tecavüzcü kişi, günahkâr kadına tecavüz etmek amacıyla mı dünyaya yollandı? Peki, bu kişi tecavüzü kendine bir ödül mü yoksa bir ceza olarak mı algılamalı? Bu noktada biraz düşünün arkadaşlar…


Avatar
İnsanca yaşayın!

Ben bir müslüman olarak şahsen Allah’ın birliğine ve varlığına ve öbür dünya hayatına inanmakayım.Sanırım öbür dünya hayatını merak edenler birazda bu dünyada nasıl yaşaması gerektiğinden meraklanıyor.Öbür dünya hayatı var yada yok.Nasıl inanırsak inanalım ama önemli olan insanca yaşamamız gerektiğine inanalım.Demek istediğim şu ki; hırsızlık yapmayı,birine veya birinin hakkına tecavüz etmeyi,canlıları sebepsiz yere öldürmeyi,haram yemeyi,dünya üzerinde yaşayan kimseye her ne sebeple ve ne olursa olsun orantısız güç kullanmayı Allah’tan korktuğumuz için değil insanlığımızdan utandığımız için yapmamalıyız.İnsanlığın bir onuru olduğunu düşünelim ve hayvan gibi yaşamaktan kendimizi ayırt edelim.Bir insan olarak iyilik düşünelim.önce biz barışalım,hayatı paylaşmayı bilelim,yardım edelim,düşenin bir değil iki elinden tutalım.İnsanları sevelim.İnsan olduğundan ötürü bizi sevmeyenide sevelim.


Avatar
reenkarne çok saçma!

Katılıyorum kardeş. Ya da ben bir ameleydim diyen yok! Neden herkes ünlü biri olduğunu savunuyor? Napolyon, Cleopatra’yım diyenlerin sayısı çok. Çünkü onlar önemli insanlar ya, tabii ki de dünyaya birden fazla değişik kılıklarda getirilecekler! Madem hepimiz aynu ruh’uz, öyleyse neden dünya nüfusu artıyor? Yine bebeğini türlü sebeplerden aldıranları düşünün. Doğan bebeklerin ruhu geri mi kaçıyor?


Avatar
ApAcİ

saygılar TolGa




zorunlu



zorunlu - asla yayımlanmaz


Mesajınız :

İstiklal Marşı Adayları

Mehmet Akif Ersoy’un para ödüllü olduğu için ilk başta katılmak istemediği; ancak ısrar ve zorlamalar karşısında katılıp birinci olduğu ve böylece İstiklal Marşımızın belirlendiği yarışmaya katılan diğer şiirler hangileriydi, diye merak edenler için…
İşte diğer İstiklal Marşı adayları:
[...]

  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • Technorati
  • Google
  • Live
  • TwitThis
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • MySpace
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Netvouz
  • Webnews.de
  • Print this article!
  • blinkbits
  • blogmarks
  • Fleck
  • Furl
  • Global Grind
  • Smarking
  • Sphinn
  • Xerpi
  • YahooMyWeb

İstiklal Marşı AdaylarıÖnceki yazı

Halkın %53′ü Vatandaşlıktan Çıksın!!!

Milletçe seçimlere odaklanıp sonuçlarını nefeslerimizi tutarak beklediğimiz dönem sona erdi, şimdi tüm gözler Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde. Seçimlere de zaten Cumhurbaşkanı krizi neden olmamış mıydı, halk meydanlara dökülüp de laik Türkiye’ye zeval gelmesin diye yurdun dört bir yanında yürümemiş miydi? Değişen ne peki?
Mevzu aynı, tartışma şekilleri aynı, bir yandan itirazlar, bir yandan onaylar derken günler geçip gidiyor.
Bekir [...]

  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • Technorati
  • Google
  • Live
  • TwitThis
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • MySpace
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Netvouz
  • Webnews.de
  • Print this article!
  • blinkbits
  • blogmarks
  • Fleck
  • Furl
  • Global Grind
  • Smarking
  • Sphinn
  • Xerpi
  • YahooMyWeb

Halkın %53′ü Vatandaşlıktan Çıksın!!!Sonraki yazı

Tavsiye Siteler