Nanoteknoloji ve Türkiye’deki Çalışmalar

Son zamanlarda NANOTEKNOLOJİ kavramını sıkça duyar olduk. Ülkemizde çok az da olsa bu konuda çalışmalar yapılmaya başlanmış, sevindim.
Nano, herhangi bir ölçünün milyarda biri demektir. Örneğin nanometre, metrenin milyarda biridir. Nanoteknoloji, fiziksel, kimyasal ve biyolojik olayların anlaşılmasını ve kontrolünü sağlayacak, atomlar ve moleküller üzerinde ölçüm yapabilme imkânı verecek ve yine bu boyutlarda fonksiyonel araçların yapılmasında ve kullanılmasında yardımcı olacak son derece gelişmiş bir teknolojidir.
Nanoteknoloji ile;
— Daha az maliyetle daha çok üretime imkan tanınır.
— Enerji tasarrufu sağlanır (enerji kaynaklarını daha düşük kullanacağı için).
— Üretim süreci kısalacağı için zamandan kazanılarak rekabet gücü artırılır.
— Yapılan üretimler sayesinde yaşam standartları ve kalitesi yükseltilerek daha sağlıklı ve güvenli bir yaşam olanağı ve ulusal gelir düzeyinin artması sağlanır.
Bilimde ve teknolojide dünyada oldukça geride olan Türkiye, Nanoteknoloji konusunda da birçok ülkenin gerisinde yer alıyor.
Ancak, tıpta, bilimde, sanayide ve daha birçok alanda devrim yapacak Nanoteknoloji konusunda Bilkent Üniversitesi’nde Prof. Dr. Selim Çıracı ve ekibi tarafından bir merkez kurulmuş ve bu merkezde son hızda araştırmalar yapılıyor.
Bu sen derece gelişmiş teknolojinin içerisinde nanokütüphaneler, veri bilgi depolama, nanorobotlar,
nanocerrahi gibi şimdilik bize çok uzak görünen uygulamalar ile ilgili araştırmalar var. Görmüş olduğunuz Türk bayrağı resmi, nanoteknoloji ile yapılmış dünyanın en küçük Türk bayrağı , 700 nanometre boyutunda.
Herkesin daha iyi anlayacağı bir dille birkaç örnek vermek gerekirse; çağımızın en yaygın ve baş belası hastalıklarından biri olan kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi, kanserli hücreleri yok ederken sağlıklı hücrelere de zarar vermektedir; nanobiyoteknoloji sayesinde, nanometre boyutlarındaki keseciklerin içerisine yerleştirilen nükleik asitler kanserli hücreleri yok ederken sağlıklı hücrelere de zarar vermeyecek. Fareler üzerinde yapılan bu deney sonrasında %91 oranında sağlıklı fare elde edilmiş.
Nanoteknoloji ile yapılan bir başka çalışma oldukça ilginç; ışık ve ısı sensörleri dokunarak kumaş haline getiriliyor ve geleceğin akıllı kıyafetleriyapılıyor. Üstelik bu akıllı kıyafetlerin fabrikasyon üretimine bile geçilmiş.
Biraz hayal gücümüzü çalıştırdığımızda Nanoteknoloji ile yapılacak şeylerin sınırı olmadığını görüyoruz. Örneğin, fanila inceliğinde kurşun geçirmez yelekler, gözle görülemeyecek kadar küçük kameralar yapmak mümkün. Ancak işin bir de farklı boyutu var; eğer bu teknoloji oldukça yaygın bir hale gelirse özellikle nanonükleer silahların yapılması ve kullanılması sonucunda neler olacağını düşünmek bile istemiyorum. Teknolojik anlamda gelişmelerin birçoğunu insanlığın zararına kullanma alışkanlığımızdan dolayı milyonlarca insanın zarar görmesi de mümkün.
Bu konudaki gelişmelere ve özellikle ülkemizdeki çalışmalarla ilgili haberlere zaman zaman yer vermeye çalışacağım.
Zülfü Livaneli, Nanoteknoloji ile ilgili bir yazısında “Acaba şimdi bir nano-nasyonalizm ve nano-teoloji mümkün müdür?” diye sormuş. Cevabı sizlere bırakıyorum.
Etiketler : araştırma, kan, sağlık, tıp, tedavi


























