Hırsızın Hiç Suçu Yok mu?

Benim otobüs maceralarım meşhurdur, bir de etrafı çok izlerim. Malum her gün uzun yola gidip geliyorum, Beylikdüzü-Nişantaşı arasında mekik dokuyorum. Herkes gibi özellikle akşamları yorgunluktan gözlerimi kapatıp dinlenmeye çalışırım yolda; çoğu zaman da uyku ile uyanıklık arasında dalar giderim. Ama huyum kurusun hep tetikteyimdir; yaşlı amcanın ineceği durak kaçmasın, aman kadının kucağındaki çocuk üşümesin, şoför hızlı mı gidiyor acaba… Böyle olunca da benim dalıp gitmeler çoğu zaman yorucu bir yolculuğa yerini bırakıyor. Adeta beynim yoruluyor.
Dün akşam yine şoförle muavin arasındaki konuşma beynimi kurcalayıp durdu. Son zamanlarda bütün basını meşgul eden ve hepimizin çok derinden üzülmesine neden olan Mardin’deki katliamdan bahsediyorlardı. Muavin elindeki gazeteden son gelişmeleri şoföre aktarmaya çalışıyor, şoför de vah vah, yazık gibi ünlemlerle bir yandan otobüsü sürüyor; bir yandan üzüntüsünü ve hayretlerini belli ediyordu.
Son olarak savcının DNA testi istediği haberi çıkmıştı gazetede ve ölüm emri verdiği söylenen kırk küsür yaşındaki on çocuk babası Şıh’ın eşinin öldürülenlerden birinden hamile olduğu iddiası ortalığı iyice karıştırmıştı. Yani habere göre bir namus cinayeti olabilirdi bu durum. Tüm bunlar herkesi olduğu gibi beni de elbette ilgilendiriyordu; ama dikkatimi çeken başka bir şey oldu. Muavin “Bak görüyor musun işte; bir kadın yüzünden bütün bir köy neredeyse yok oldu. Bu kadın yüzünden bir sürü çocuk öldü.” diyerek, sürekli olarak başkasından hamile kaldığı iddia edilen Şıh’ın karısına söylemedik laf bırakmadı.
Bütün bu katliama sebep, hamile kaldığı iddia edilen kadındı. Ölüm emri veren adamın, ellerine silah alıp da bu emri uygulayan adamların bu işte hiç günahları yoktu. Tek suçlu o hamile kadındı. 44 kişiyi adeta namussuzluğu ile öldürmüştü.
Benim bu olay hakkında henüz söyleyecek bir lafım yok; çünkü gerçek sebebini bilmiyorum yaşananların, ayrıca bu konu ile ilgli oturup ahkam kesecek kadar da netleşen bir durum yok ortada. Benim ilgimi çeken ve beni hayretler içinde bırakan muavinin tüm suçu kadının üzerine atarak, böyle bir katliamın yaşanmasını haklı bir sebebe bağlamasıydı. Yani hırsızın hiç suçu yok misali, suçlu baştan belli olmuştu…
Ülkemizde hala namus cinayetlerinin, buna cinayet de denemez elbet bir katliam, işleniyor olması, işlenen bu cinayetlerin suçunun kadınların üzerine atılması, böyle vahşetleri gerçekleştiren insanların haklı sayılması nasıl bir zihniyete sahip olduğumuzun bir göstergesi. Amacım erkekleri suçlamak ve erkek düşmanlığı yapmak değil, böyle düşünen, bu tarz kafa yapısına sahip olan bütün insanları cinsiyet ayrımı yapmadan kınıyorum. Daha konuşmaya başlamadan hayata gözlerini bir hiç uğruna yummak zorunda kalan çocukların, yaşlı kadınların, hiçbir şeyden haberi olmadan bir düğün kutlamasına gidip de orada can veren insanların ne günahı var?
Bu olayın altından çok başka bir şey çıkabilir, seyri değişebilir. Ancak insanların bu tür olaylardaki bakış açısının değişmediğinin bir göstergesidir bu vahşet. En azından çevreden gelen yorumlarla, insanların tepkileriyle bunu bir kez daha anlamış olduk… Belki bir seferde bu kadar çok sayıda insan ölmedi, ancak bunun gibi nice cinayetler işlendi ülkemizde. Sessiz sedasız toprağa verilen genç bedenler, tecavüze uğradığı için öldürülen gencecik yaştaki kızlar, sevmediği biriyle evlenmemek için canına kıyanlar…
Teknolojinin bukadar yaygın olmadığı dönemlerde kulaktan kulağa dolaşan bu haberler, bugün anında gözlerimizin önüne seriliyor. Hepimiz şaşırıyoruz, çok üzülüyoruz. Ancak birkaç gün bu olaylarla ilgili konuştuktan sonra sohbetlerimizin bir yerine gömüyoruz bu olayları. Sonra yaşam yine aynı şekilde devam ediyor. Biz kendi hayatımızın hızına kendimizi tekrar kaptırırken, törelerin altında ezilen genç kızlar, genç kadınlar; güçlü ve para sahibi kişiler tarafından hayatlarının ellerinden alınmasına ses çıkaramıyorlar.
Belli bölgelere yatırım yaparak, hep aynı şehirlerde açılan okullar, fabrikalar unutulmuş kent ve köylerdeki halkın kaderini değiştirmeye yardımcı olamıyor. Özel sektör elbette kârını düşünmek zorunda, ancak devletin asli görevlerinden bir tanesi de yer ve kişi ayrımı yapmaksızın her yere eşit imkanlar götürmek. Eğitimden, iş alanına kadar her anlamda ülkeyi eşit saymak. Devlet imkanlarıyla yapılamıyorsa özel sektöre teşvikte bulunmak…
Yıllardır buna benzer tavsiyeler, eleştiriler yapılıyor; türlü acılar yaşanıyor. Ancak aradan geçen zamana baktığımız zaman değişen hiçbirşeyin olmadığını, bir arpa boyu kadar bile yol alınamadığını görüyoruz. Sonra kendi sessizliğimize gömülüyoruz, ölenler unutuluyor; unutturuluyor…
Popularity: 4% [?]
Etiketler : şıh, cinayet, eğitim, iş, katliam, mardin, namus, töre
































