Herkes Bir Parça Öğretmendir

Yaşımız ne olursa olsun, hangi meslekten olursak olalım sürekli bir şeyler öğreniriz, hayatımız boyunca yaşadıklarımız bize yeni yeni tecrübeler katar. Bazen kardeşimizden, bazen eşimizden dostumuzdan bazen de arkadaşlarmızdan öğreniriz. Ama öğrenme, yeni bilgiler edinme isteği biz farkında olmasak da daima içimizde vardır.
İlerleyen yaşımızda öğrencilik hayatımızdakinin aksine gönüllü öğreniriz bazı şeyleri. Öğrenciyken zorunlu tutulan dersler ne kadar can sıkıcıysa, ilerleyen yıllarda o kadar zevkli hale gelir. Bir arkadaş toplantısında duyduğumuz bir isim, bizim detaylı bir araştırma yapmamıza, otobüste giderken yanımızda oturan birinin okuduğu bir kitap, bir an evvel onu temin edip okumak istememize neden olabilir. Bir şiirden alınma replik, şiir okumamıza sebeptir. Bu yüzdendir ki herkes bir parça öğretmendir ve belki de her öğretmen zaman zaman bir öğrenci…
Bugün Öğretmenler Günü’ydü. Öğretmenler günü hakkındaki tarihçeden, bugünün anlam ve öneminden bahsetmeyeceğim. Hatta öğretmenlerin bir güne sığdırılmış bir sevgi ve yapmacık bir ilgiyle anılmasının manasızlığından da bahsetmek niyetinde değilim. Günümüzde öğretmenlik mesleğinin kutsallığının yok oluşu ve gereken değerin verilmeyişinden, eğitimsiz kalan toplumların başkalarının kuklası olacağından da…
Yalnız içimi acıtan, bir öğretmen olarak beni üzen bir şey var ki değinmeden geçemeyeceğim. Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun yayınladığı bir genelge, sanırım sadece beni değil birçok öğretmeni kızdırdı. Genelgede yer alan öğretmenlerin pahalı hediye almamaları ile ilgili yazının, öğretmenlere imza karşılığında duyurulacağı açıklandı. Bu açıklama ile birlikte birçok meslekdaşımın canı bir hayli sıkıldı. Yıllardır inceden inceye yürütülen çalışmalar zaten mesleğin ulviyetine yeteri kadar zarar vermişken, böyle bir genelge yayınlamak, üstelik imza karşılığında bunu öğretmenlere duyurmak da neyin nesiydi şimdi… Etik Kurul’un yaptığı şey ne kadar etikti?!
10 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca neredeyse çiçekten başka hiçbir hediye almadığımı söyleyebilirim. Öğrencilerimin kendi yaptığı, el emeği, maddi değeri olmayan, ancak hayatım boyunca aldığım en pahalı hediyelerden bile daha kıymetli olan birkaç hediyeyi saymazsam tabii… Bu genelgeyi yayınlayan insanlar bizleri ne sanıyorlar, çok merak ediyorum. Paragöz, başkalarından alacağı hediyelerle yolunu bulacak ve belki de bu hediyeler sayesinde çocukları geçirip ya da almadıkları hediyler için yine onları sınıfta bırakacak, duyguları alınmış insan müsfetteleri mi?
Eğer bu kadar maddiyatçi olsaydık öğretmenlik yapar mıydık? Günümüzde öğretmenlerin ne kadar maaş aldığını ve bu maaşın haricinde yol, yemek vs. gibi hiçbir yan ödemelerinin olmadığını, saat başına ödenen ve ekstra gelir gibi gösterilen ders ücretinin üç kuruş olduğunu burada söylememe gerek yok sanırım.
Bu anlamlı günü zedeleyen yazı ve zaman zaman yapılan, mesleği ayaklar altına almaya çalışan bazı açıklamalar kimi insanları etkileyip, yaptığım işin öneminin gözlerinde yitmesine neden olabilir. Ancak benim için önemli olan tek şey öğrencilerimin gözlerindeki ışık, aradan yıllar geçmesine rağmen rastaladığımda bana içten sarılmaları, unutmayıp bir maille dahi beni sevdiklerini ve özlediklerini söylemeleri; fakat her şeyden öte bir parça katkımla olmuş olsa bile elde ettikleri başarılar ve duyarlılıklarından hiçbir şey kaybetmeyecek insanlar haline gelmeleri…
Tüm bu serzenişlerle birlikte yazımın başında da belirttiğim üzere benim gözümde herkes bir parça öğretmendir, yaş ve sınıf gözetmeden bunu tüm kalbimle inanarak söylüyorum. Bu yüzden de tüm Türk halkının öğretmenler gününü yürekten kutluyorum…
Popularity: 9% [?]
Etiketler : öğrenci, öğretmen, öğretmenler günü, başbakanlık etik kurulu, etik, etik kurulu, genelge, hediye, maddiyat

































JerenCe
" 24 Kasım 2008, Pazartesi "
Öğretmenler günün kutlu olsun camım