Hangisi Daha Tehlikeli?

Son zamanlarda şiddet içerikli haberler izlemeye alıştık demeyeceğim, çünkü şiddete alışmak niyetinde değilim. Ancak ne yazık ki bir şiddet ülkesi haline geldik.
Bireysel şiddet haberleri her gün ağzımızı açık bırakıyor. İzlerken gözlerimize inanamıyoruz. Küçücük bebeğini boğazlayarak öldüren anneye, üç yaşındaki çocuğunun önünde eski karısını öldüren ve cesetle çocuğu başbaşa bırakıp giden babaya, küçük yaştaki çocuklara tecavüz eden kocaman adamlara, sevgilisini öldürüp boğazını testereyle kesen genç delikanlıya ve daha onlarcasına hayretle bakıyor; yaşananlara inanamıyoruz. Lanetler yağdırıyoruz bir yandan, “insanlık değil bu” diyoruz.
Öte yandan toplu şiddet vakaları var. Bir araya gelince adeta canavarlaşan insanlar, tek başlarına olduklarında sessiz- sakin ve belki de ağızlarından bir küfür dahi çıkmayacak bu insanlar yanlarındaki başka insanların varlığı ile ruh halleri birden değişen, bir ölüm makinesine dönüşebilen insanlar… Sürü psikolojisi denilen şey bu olsa gerek. Şiddetin en korkulacak çeşidi topluca yapıldığı zaman ortaya çıkıyor. Tek başına uygulanmış bir şiddet için birçok açıklama getirilebilir. Şiddeti uygulayanın psikolojisinden, oluşan duruma zemin hazırlayan şartlardan bahsedilebilir. Ancak topluca uygulanmış şiddette bunların hiçbiri söz konusu dahi olamaz.
Bir baba cinnet getirip ailesini öldürdüğünde, “bu bireysel bir harekettir ve çeşitli nedenler buna sebep olmuştuır” diyebiliriz. Örneğin işsizdir, hastadır, aldatılmıştır ve bu sebepler akli dengesini kaybetmesine neden olmuş olabilir. Ancak onlarca kişinin bir araya gelerek biri ya da birilerine şiddet uygulaması korkunç bir şeydir. Açıklaması ve özellikle de mazareti olamaz.
Tıpkı 6-7 Eylül Olayları ve Sivas Katliamı gibi… Oradaki insanların hafifletici nedenleri olamaz, diri diri insanları yakmaya kalkışanlar için “bunalıma girmişlerdi” diyemeyiz. Ancak bu sürü psikolojisiyle hareket eden insanlar için cani sıfatını kullanabilir, buna göz yumanların da onlar kadar cani ve insanlıktan çıkmış olduklarını söyleyebiliriz.
Günümüzde yaşanan toplu şiddet olayları da gösteriyor ki her an yeni bir 6-7 Eylül Olaylarına benzer bir olay patlak verebilir; onlarca insanın -insan demeye aslında dilim varmıyor- bir araya gelmesiyle masum insanlar katledilebilir. Aynen Mardin‘de yaşananlar gibi…
Gönül istiyor ki hiç şiddet olmasın, kimse kimsenin canını yakmasın; ancak yine de soruyorum hangisi daha tehlikeli, bireysel şiddet mi, yoksa topluca uygulanan şiddet mi?
Popularity: 3% [?]
Etiketler : 6-7 Eylül Olayları, akli denge, şiddet, bireysel şiddet, cani, cinnet, mardin, sürü psikolojisi, Sivas Katliamı, toplu şiddet


































nikon
" 15 Haziran 2009, Pazartesi "
Püf noktası şurada.
Ve, örnek vererek de çoğaltmak, daha da çoğaltmak mümkün… Malzeme çok…
Hastahanelerde sorumsuz sorumluların marifetlerince insanların en sevdiklerini kaybetmesinde…
Çernobil faciasından sonra pişkince çıkıp çay içen bakanın akabinde insanların sevdiklerini kansere yakanlandıktan sonra kaybetmesinde…
Sanatın içine tükürülmesinden sonra…
Yaşını başını almış şeyhlerin, şıhların, cüppelilerin ve ya bilimum cüppesizlerin gencecik körpe kızların kanına girmesinde ve o kızların ailelerinin de bu olayları şerefsizce onaylamısından sonra…8Bir tanesi de bu güne kadar çıkıp “Ben şerefsiz bir babayım” demedi)
Seksen yıldır camilerin altındaki dükkanların kiralarının nereye gittiğinin belli olamaması nedeniyle…
Din, Allah, Kitap adına insanların sömürülmeye başlanmasından sonra….
Çorum, Maraş, Malatya ve 1978′de ki 1 Mayıs Taksim, Sonra Sivas olaylarında suçsuz masum insanların öldürülmesinde…
Hızlandırılmış Tren facialarında…
Töre meredine sevdiklerini verenlerin…
Şehidine kelle dendikten sonra….
Bölücü başına “Sayın” dendikten sonra…
Din adına yıllardır sömürü yapılmasından sonra…
v.s.
v.s.
v.s. v.s. v.s.
İnsanlar hep “Lanet Olsun Bu Devlete” dedi…
Lanetlenmiş bir devlette, lanetlenmiş bir toplumdan ne bekliyorsunuz ki?
Haksızsam “Haksızsınız” deyiniz…