Flaş Flaş Flaş!!! Ramazan Geldi!!!
Sabah gözümü açıyorum Ramazan, akşam uyuyorum Ramazan. Ramazan ayı geldi, iyi hoş da bu reklamcılara ve program yapımcılarına ne oldu böyle?..
Üç beş gün öncesine kadar reklamlardan yine şikayet ederdim; ama çok olmalarından dolayı. Kazayla bir film izlemeye kalkışsam burnumdan gelir, filmden çok reklam seyrederdim. Zaplayayım deseniz o da olmuyor; çünkü bütün kanallar aynı anda reklam veriyor. Allahtan öyle bir dizi bağımlılığım falan yok da yoksa iyice kafayı yerdim. Oldum olası yiyecek reklamlarına karşıyım; hele de ramazanda patlamaya uğrayan sucuk, salam vs. reklamları, alamayan bir sürü insan olduğunu düşünürsek, kimbilir kaç tane çocuğun ağzının sularını akıtıyordur, bir düşünmek lazım.
Şimdiyse Ramazan ayı geldi; bütün reklamlar sadece bununla ilgili. Tasavvufî ya da Türk motifli müziklerle bezenmiş aile saadetleriyle dolu iftar masaları görmekten şimdiden gına geldi. Aman efendim, “ramazana özel taksit seçenekleri” mi dersiniz, “üç kere 100’er milyonluk alışveriş yapana dördüncüsü hediye”; “bilmem nerden bilmem hangi kartla akaryakıt alana şu kadar bonus hediye”. Kafam bi’ dünya oldu!!! O kredi kartlarını öderken de 100’er milyonluk alışverişleri hatırlar herhalde bol bol küfür ederiz kendimize.
Malum alışkanlık, iftar ve sahur öncesinde Ramazana has programlar olur. Yıllardır bu böyledir. Adeta bütün kanallar arasında şimdi de bunun rekabeti başladı. “En iyi hocayı, alimi ben çıkartacağım. Senin programı sunan hoca aslında bir şey bilmiyor”, suçlamaları yüzünden ortalık savaş alanına döndü sayelerinde.
Bizim insanımız da bir tuhaf doğrusu, gecenin bir vakti telefon açıp da sordukları soruları duyunca güleyim mi, ağlayayım mı diye bir düşünüyorsunuz hani. Adamın birinin sorduğu soruya çok güldüm; şimdilik en komiği buydu. Tahmin ediyorum ki bu soruyu sorabilmek için saatlerce belki de günlerdir telefonun başında nöbet tutuyordur. “Eeee, hocam hayırlı aaaşamlar.” Arada da boğazını temizlemek için öksürüyor, heyecanlandı galiba canlı yayına çıktığı için. “Ben şeyi soracağıdım size. Ben böyle niyetliykene, susayıverdim miydi, ağzımın içinde tükürüğümü biriktiri biriktiriveriyom da. Sonra da onu su gibi yutuyom gaari. Yani diyeceğim, benim oruç zay olur mu?” Hoca ne desin garibim, “Orucunuz bozulmaz; ama yapmasanız daha iyi olur.”
Bir an gözümün önüne ses tonuyla da özdeştirerek kıllı bıyıklı, kocaman bir adam geldi. Ağzında tükürüğünü biriktirerek yutan, kötü bir şey yapmış olmanın verdiği suçlulukla da etrafa kaçamak bakışlar atan.
Anlayacağınız bunun gibi sayısız sorular ve merakları gidermek için verilen cevaplarla dolu programlardan sonra her akşam ana haber bültenlerinde de değişik bir şey yok doğrusu. “Başbakan bugün iftarını nerede açmış?” “Hangi iftar çadırının menüsünde ne var?” “Aşevlerinin kuyruğunda bekleyen insanların dramı” başlıklı haberi sunarken de her akşam bir tanesinin burnuna mikrofonu sokarak, zorla hayat hikayelerini anlattırmaları. Ellerinde yemeklerini almış eve giden insanları deşifre ederek rencide etmeleri.
Eğer bir iyilik yapılacaksa, bunun gizli olması, durumu olmayan kişiyi mahcup etmemek için söylenmemesi gerekmez mi? Kamerayı insanların burnunun dibine sokmanın alemi ne? Sadece Ramazan’da mı insanların yoksulluğu aklınıza geliyor; yeme içme ihtiyacı sadece bu ayda mı baş gösteriyor? Ayrıca kurulan iftar çadırlarının masraflarının çoğu iş adamları tarafından karşılanırken bunu devlete mal etmek kanalların ne işine yarıyor?
Söyleyecek çok sözüm var, yine konu dallandı budaklandı. Ben de Ramazan ayını fırsat bilip de bloguma bu konuyla ilgili yazı yazayım da rant olsun diye düşünmedim aslında. Ama şimdi bunu fırsat bilip de her yerde bu sayede para kazananları düşününce, acaba ben de bu konuyla ilgili kafamı çalıştırıp da bir kampanya mı yapsam, diyorum. Mesela bloguma üç yorum yazana bir Ramazan pidesi benden hediye. Ne dersiniz? Yahut üç arkadaşının bloguma girmesini sağlayana bedava kokkola(!) yazısı bulunan bir kokkola(!) kapağı versem mi acaba? Ya da en güzeli her gün bir kere reklamlara tıklayanın evine gidip onlara iftar mı hazırlasam? Aslında en iyisi sonuncusu oldu, tam da reklamlardan şikayet ederken kendi reklamımdan bahsetmem sanırım yerindeydi…
Etiketler : başbakan, iftar, kanal, oruç, program, ramazan, reklam, tv

























