Feriştahı Gelse Tanımayanlar, En İyi Kendisi Yazar Sananlar

Öğrenciyken çok kompozisyon yazdım. Öğretmenlerimiz sayesinde bütün atasözlerinin ve özdeyiÅŸlerin altından girdim üstünden çıktım. “Damlaya damlaya göl olur”dan tutun da, “Bana arkadaşını söyle sana kim olduÄŸunu söyleyeyim”e kadar hepsini yaladım yuttum.
Çocuk aklımla en sevdiÄŸim kompozisyon yazma ÅŸekli verilen bir konu ile ilgili ansiklopedik bilgi toplamak ya da bir kelime ile ilgili bir yazı yazılacaksa sözlükten anlamını bulup yazımın başına onu yerleÅŸtirmekti. Diyelim ki “depresyon” konulu bir kompozisyon yazacağım, önce sözlükten anlamını buluyordum, ardından da anlamı açıklamaya, kendimce konuyu açmaya çalışıyordum. Dedim ya çocuk aklı, en güzel yazıların da bu ÅŸekilde olacağına inanıyor; özgün olmayan, basma kalıp sözler ve birkaç nasihatle de yazımı bitiriyordum. O zamanlar iyi yazdığımı, hatta bu tarz yazılarımla yazar bile olabilecek kapasiteye sahip olduÄŸumu düşünüyordum. Oysa yazmak bu deÄŸildi, dar bir çevreden bakıp, tanımlardan yola çıkarak yazılmış -isterse sayfalar dolusu olsun- bu yazılar boÅŸ konuÅŸmaların, kesilen ahkamların kağıda geçirilmiÅŸ çeÅŸidiydi.
Åžimdi öğrencilerime bakıyorum, tabiri caizse, deli gibi yazıyorlar. Bazen yazdıklarını okuduÄŸumda nutkum tutuluyor, “Nerede benim öğrenciliÄŸim, nerede ÅŸimdiki öğrenciler?” diyorum. Hani söylemesem,  o yaÅŸtaki öğrencilere ait olduÄŸu sanılmayacak kadar güzel, edebi anlamda da kaliteli ve özgün içeriÄŸe sahip yazılar bunlar. Mutlu oluyorum elbette.
Sonra bakıyorum, alıp başını giden bloglara, herkes yazar olduÄŸunu sanıyor. Herkes her konuda bilgili… SaÄŸlıktan politikaya, sanattan magazine kadar her konuda otorite sanıyorlar kendilerini. Ancak benim çocuk yaÅŸtaki yazılarımı andırıyor; gülüyorum. Artık ansiklopediden ya da sözlükten bakmak yerine Wikipedia’dan ya da baÅŸka sitelerden o an için öğrendiklerini kendi bilgi daÄŸarcıklarındanmış gibi yazmaları beni çileden çıkartıyor. Üstelik kendini yazar sanan bu kiÅŸiler, daha doÄŸru bir Türkçe bile kullanamıyorlar. Noktalama iÅŸaretleri ya yok ya da yanlış yerde; sözcüklerin yazılışları yanlış. İyi de “önce dilini doÄŸru kullansan daha iyi olmaz mı?” diye soracaklar elbet, o zaman ne cevap verecekler bu kiÅŸiler, çok merak ediyorum. Bir iÄŸneleme, bir baÅŸka bloÄŸa giydirme çabası var ki insanlarda anlamış deÄŸilim. Kuyruk acısı mı yaptırıyor acaba bunları? Merak içerisindeyim.
Oysa ÅŸimdi bu yazıyı okuyanlar da “Senin yaptığın da anlattıklarından farksız, sen de baÅŸka bloglara laf söylüyorsun” diyecekler. Ancak çok beÄŸendiÄŸim, düzenli olarak takip ettiÄŸim ve çok profesyonelce bulduÄŸum bloglara deÄŸil bu sözlerim. Üstelik kendi kendime ÅŸunu düşünmeye baÅŸladım, aslında bazı blogları zaman zaman kötülemeliyim; fakat gerçekten kötü oldukları için deÄŸil. Mesela, çok beÄŸenerek takip ettiÄŸim blogları zaman zaman yerden yere vurarak, onların ziyaretçi sayılarının artmasına neden olabilirim. Çünkü iyi ÅŸeyleri çok fazla umursayan yok, ama iÅŸ çamur atmaya gelince herkesi bir merak alıyor.
O halde ÅŸimdilik bir tek blog adıyla iÅŸe baÅŸlayayım; aslında büyük bir keyifle takip ettiÄŸim Esinimler Günlükleri için yakında karalayıcı bir yazı yazacağım. Daha sonra da sırasıyla beÄŸendiÄŸim bloglara çamur atabilirim. Tabii eÄŸer iÅŸe yarayacaksa devam ederim, yoksa durup dururken bu blogları yerden yere vurmanın da manası yok…
Popularity: 6% [?]
Etiketler : atasözü, özdeyiş, blog, depresyon, dilbilgisi, imla, kompozisyon, Türkçe, wikipedia, yazar, yazı

































nikon
" 26 Mayıs 2009, Salı "
Son bir hafta nasıl geçti bilmiyorum. Aç olduğumu hissettiğim yazı yazma olayına bile fırsat bulamadım. Siteme bir yazıyı zor ekleyebildim. Önce teğet, sonra sürtünerek geçmekte olan kriz nedeniyle şirkette bir hafta arayla iki bilgisayarım gitti. Kişisel birikimlerim, yazılarım vs.
Neyse, yazın için yazacak çok ÅŸey var…
Birincisi, yazmaya baÅŸladığında “Çocuk aklınla” yaptığın “anlam bulma” tarzınla Türk’ün pratik zekalı olduÄŸunu bir kez daha ispatladın.
İkincisi, bazı bloglarda okuduÄŸum bazı yazıları ben de çok beÄŸeniyorum “BeÄŸendiklerimde de takılı kalarak bunu belli ediyorum”. Hele bazı yazılar var ki, kıskanmamaktan kendimi alamıyorum. Olanaklar el verse bizden de çok Victor Hugo’lar, Dostyevski’ler çıkacaktır. Memleketi öyle bir hale getirmiÅŸler ki, torpili olmayanlar kitap bile bastıramıyorlar.
Üçüncüsü, bence, yazmak isteyenler her halükarda yazmalı. Yazdıkça hataları azalacaktır. Ben, eleştirsem de saçma bulsaam da kesinlikle yazmaya devam etmeleri taraftarıyım.
…
Yüzonüçüncüsü, teşekkür ederim.
Sorun mu var anlamadım, sitenden rss bilgileri de gelmemiş.