Eskimesin Taze Kalsın

Hayatın o büyük dişli çarkına kaptırınca kendimizi, ne dostlarımız geliyor aklımıza ne de bir zamanlar hayalini kurduğumuz, gerçekleştirmek için can attığımız ideallerimiz… Öğrencilik yıllarında bitmeyen enerjimizle verdiğimiz vaatleri, yaptığımız planları, en acısı da can dostlarımızı unutuveriyoruz. İlk yıllarda sudan çıkmış balık misali düzene ayak uydurma derdine düştüğümüz için, daha sonra da o acımasız çarkın dişleri arasında sıkıştığımız için erteliyoruz her şeyi ve herkesi.
Sonra aradan yıllar geçiyor, bir koku, bir şarkı ya da geçmişte birlikte izlediğimiz bir film hatırlatıyor “Onlar”ı, elimiz telefona gidemiyor bir türlü, gitse bile “aradığınız numara kullanılmamaktadır” diyen donuk bir kadın sesi ile karşılaşıyoruz. Ya da operatörün sesinden daha donuk bir sesle karşılaşmaktan korktuğumuz için vazgeçiyoruz aramaktan.
En kötüsü de yolda karşılaşmak. Yıllarca birbirinizi arayıp sormamış olmanın tedirginliği ile ne konuşacağınızı bilemeden “Nasılsın, nerede çalışıyorsun?” sorularıyla geçiştirilen ayak üstü bir sohbetten öteye geçemiyorsunuz. Belli ki karşı taraf da sizinle aynı şeyleri düşünüyor, utanıyor bunca yıldır sizi aramadığına(!) Ama en berbatı da sizi ısrarla aramış, fakat sizin erteleye erteleye bir türlü arayamadığınız; yani en büyük vefasızlık örneği sergilediğiniz dostunuzla karşılaşmanız oluyor. O an suçluluk, mahcubiyetle donanmış tilkiler kafanızda bir oraya bir buraya gidiyor ve aslında çok sevdiğiniz ve de çok özlediğiniz arkadaşınızla sırf bu duygular yüzünden adam gibi konuşamadığınız için bir kere daha yanlış anlaşılıyorsunuz. Onu gördüğünüze pek de memnun olmadığınız, hatta gereksiz bir karşılaşma olarak düşündüğünüz hissi uyandırıyorsunuz.
Ayaküstü bu görüşme sizi yerin dibine sokarken, arkadaşınızla vedalaşıp kendinize lanetler savura savura ilerliyorsunuz yolda. Belki arkasını dönüp giden arkadaşınız da aynı şeyleri düşünüyordur; ama bunu bilmenize de imkan yoktur. Eve gelince yıllığınızı açıp eski günleri ve eski arkadaşlarınızı yad etmekten, o günleri hem gözleriniz dolarak hem de gülümseyerek anmaktan başka çareniz kalmıyor. Bu yazıyı okuyanlara da bir tavsiyem var elbet, numarasını bildiğiniz bütün dostlarınızı eskimeden, adı eski dost olmadan arayın, hemen şimdi…
Popularity: 10% [?]
Etiketler : arkadaş, öğrencilik, dost, dostluk, hayat, yıllık

































JerenCe
" 25 Kasım 2008, Salı "
Aslında “arkasını dönüp giden” sadece eski bir dost değil, aynı zamanda geçmişimiz oluyor…
Sadece eskiler mi? Vefasızlık hayatımızın her anında değil mi?