Eskilerimi Parlatıyorum

Çocuk değilim artık, hatta genç sınıfına bile girmiyorum. Her türlü çılgınlığı yaptığım yıllar geride kaldı. Birçok şeye “banane” deyip de omuz silkemiyorum, boşveremiyorum çoğu şeyi. İnsan belli bir yaştan sonra daha farklı bakıyor her şeye. Sizi yoracak, kafanızı meşgul edecek çoğu şeyden soyutluyorsunuz kendinizi. Her şey için az, ama öz olsun istiyorsunuz. Yeter ki başınızı ağrıtmasın. Çünkü kafanızı takacağınız, sizin başınızı ağrıtan artık başka şeyler var, daha önemli şeyler üstelik.
İş hayatı, ev geçindirme, ekonomik durum, aileniz ve onların sağlığı, kendi sağlığınız… Varsa çocuklarınız, her şeyin önüne geçiyor. İç hesaplaşmalar, birinin sizin hakkında ne düşündüğü o kadar da önemli olmuyor. Sizi anlayan, gerçekten seven bir tek dost dünyalara bedel oluyor. Zaten bu yaşa kadar getirebildiğiniz, yılları birlikte devirdiğiniz bir dostunuz varsa, yenileri sizi çok da ilgilendirmiyor. Hatta yeni dostluklardan kaçar oluyorsunuz. Nasıl yeni bir aşk, çoğu zaman insanı ürkütürse, birini tanımak, kendini tanıtmak, anlamak ve anlaşılmak nasıl zor geliyorsa, dost kazanma çabaları da insanı yoruyor. Tüm bu sebeplerden dolayı da daha seçici oluyorsunuz ve hata kabul etmiyorsunuz. Çünkü artık dostlarınız da sizin kadar olgun, sizin kadar ince düşünebilme yeteneğine sahip olmalı. Ve dost dediğiniz kişi buna değer olmalı. Değmediğini hissediyorsanız, kapıyı hemen aralayıveriyorsunuz. Kolayca dışarı çıksın, hatta ardından kapıyı kapasın istiyorsunuz.
Belki de en doğrusu, çevremizde fazla insan olmaması. Fazla insan demek, fazla gürültü demek, hatta fazla dert demek. Şimdiye kadar çoğu arkadaşımın sorunlarını dinlemekle, onlara çözümler üretmekle geçti zaman. Bir zamanlar en yakın arkadaşım olduğunu sandığım kişi, son zamanlarda ne zaman başı sıkışsa, yanıma gelemese bile, telefon açar, saatlerce sıkıntısını anlatırdı. Artık kulağımın tam da uyuştuğunu hissettiğim zamanlarda “sen nasılsın?” der, benim ne derdimi anlatacak, ne de mutluluğumu paylaşacak halim kalmadığı için sadece kuru bir “iyiyim” diyebilirdim. Zamanla dostluğumuzun, sadece bu kişiye psikologluk yapmaktan öteye gitmediğini farketmeye başladım. Sonra bir gün kapayı araladım, çıkıp gitti. Ardından da sımsıkı kilitledim, geri gelmemesi, giderken açtığı yaraları geri gelip yeniden kanatmaması için…
Bir zamanlar hayat merdivenlerini tırmanıyordum, büyük bir hevesle üstelik ve bazen basamakları ikişer üçer çıkmak geliyordu içimden. Şimdiyse inişe geçtim, ağır adımlarla temkinli iniyorum basamakları. Eskilerimi yeni tutmak, onları ışıl ışıl parlatmak ve verdiğim değeri göstermek derdindeyim sadece. Bugün hayatımda olan niceliği belki az, ancak niteliği tartışılamayacak derecede çok olan dostlarım o kadar büyükler ki içimde, bu yüzden yeni bir dosta hiçbir zaman ihtiyaç duymuyorum…
Popularity: 9% [?]
Etiketler : açık kapı, dost, dostluk, eski dostlar, eskilerim, hayat, insan, merdiven, yaş

































mühür
" 7 Şubat 2009, Cumartesi "
seni çok ama çok seviyorum…