Eskilerimi Özledim

Eskilerimi özledim bugün. Eski oyuncaklarımı, eski kitaplarımı, eski elbiselerimi… Kuzenimin nasılsa uzar(!) diye kestiği, fakat hiçbir zaman uzamayan çirkin saçlı bebeğimi, annemin düşerim diye gönül rahatlığıyla sokakta binmeme izin vermediği, ince uzun balkonda bir ileri bir geri gidip geldiğim üç tekerlekli bisikletimi.
Karpuz kollu, yavruağzı renkli bir elbise şimdi gözlerimin önünde, bayramlığım, en büyük sevincim… Sabah erkenden kalkış nedenim, pembe ayakkabılarım…
Kemalettin Tuğcu kitaplarım, hüznüm, gözyaşlarım; ama en önemlisi balonlarım. Biri bana “sana ne alayım?” diye sorduğunda tek cevabım olan balonlarım. Kırmızı, yeşil, sarı balonlarım. Yeşil diyince aklıma gelen, parlak yeşil renkteki su tabancalarım.
Doğup büyüdüğüm evin terasından uçurmaya çalıştığım şeytan uçurtmalarım, lastik toplarım hulahoplarım… Annemin kırmızı ruju, topuklu ayakkabıları, dünyada eşi benzeri olmayan sesiyle söylediği şarkılar.
Saatlerce durarak geçen otomobilleri saydığım, buharına çiçek resimleri çizdiğim evimizin camı, bayram arifelerinde Arnavut kızların içinde börekler taşıdıkları tepsilerle geçtikleri, bana çok büyük gelen; yıllar sonra gittiğimde daracık bir sokak genişliğinde olan cadde…
Evimizin tam önünde haftada bir ateşler çıkararak patlayan, en büyük kâbusum elektrik direği.
İlkokulum, ilk korkum, yere uzanarak yaptığım ev ödevlerim, hece fişlerim. Yazılıya girmemek için ilk “hastayım” yalanım, aşıdan kaçmak için ilk arka sıralara gidişim, dantelli yakalarım. Siyah önlüğüm, defter kaplarım. Cin Ali kitaplarım…
Perşembe günleri kurulan pazarın uzaktan gelen sesi, annemin telaşı, akşam kızartılan balık kokusu. Işıklar yandığında çekilen perdeler, izlenen haberler, ağabeyimin ıslığı, ablamın arabesk şarkıları.
Karanlıktan korkunca yanlarına gittiğim, korkudan ellerini tutup bırakmadığım, ne konuştuklarını merak ettiğim, onlarla aynı yaşta olmak istediğim ablalarım.
Kapı zili ve babam… Sabahın karanlığında işe gitmek için evden çıkan, hava kararınca gelen, yorgun babam. Masada oturup cızırtılı radyodan gelen sesi kulağını dayayarak dinlemeye çalışan, istediğimiz her şeyi alacağını söyleyen, erkenden yatan erkenden kalkan, aramızdan erkenden ayrılan babam…
Eskilerimi özledim bugün… Annemin kırmızı rujlarını, babamın sesini, okul önlüğümü, evimizin buharlanan camını… Bayram arifesinde börek taşıyan Arnavut kızlarını, renkli kâğıtlara sarılmış bonbon şekerlerini…
Popularity: 10% [?]
Etiketler : ağabey, abla, anne, baba, cin alinin topacı, eski zamanlar, hece, Kemalettin Tuğcu, kitap, okul

































Gazanya
" 19 Aralık 2008, Cuma "
Demek ki bir kuşak da böyle büyümüş. Sanırım senden tek farkımız sokakta bilye ve gazoz kapağı oynamamız
Ne günlerdi be… 3′lük 5′lik kapaklar
Şimdi sokaklardaki çocukların ellerinde garip garip oyuncaklar var. Acaba onlar da çocukluk yıllarını nasıl anlatacaklar ?? Bizim zamanımızda bir google vardı ki
Bizi eskilere götürdün teşekkürler. Normal zamanlarda farkında değilim; fakat eski günlerin bir özlemi var içimde nedense…