ZUZU | pozitifpc editör blogu
pozitifpc editör blogu

Enflasyonla Sapık Sayısı Doğru Orantılı mı?

zuzu bu yazıyı " 17 Kasım 2008, Pazartesi" tarihinde yazmış. | Popularity: 8% [?]

Bu aralar hangi haber programına baksam, hangi siteye girsem hep birbirinin aynı gibi görünen; fakat birbirinden bağımsız tecavüz vakalarıyla karşılaşıyorum. Yahu ne oldu bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına, hatta bu dünyaya?
Ortalık sapık kaynıyormuş da haberimiz yokmuş, neredeyse yolda yürürken artık elinizi sallasanız sapığa çarpacak. Kime güveneceğimizi de şaşırdık üstelik. Bu konuya yakın zamanda değinmiştim, biliyorum; ancak bugün okuduğum haberlerde şunlar vardı: Kızına yıllarca tecavüz eden baba, bir de zorla porno film seyrettiriyormuş, karısına harbi ile tecavüz eden koca yargılanıyormuş, yaşları 12 ile 13 arasında değişen küçük kız çocuklarına tecavüz eden tam 21 kişi tecavüz sahnelerini cep telefonuyla kaydettikten sonra yakalanmış vs. vs. vs…
“Eskiden” lafıyla başlamayı aslında pek sevmesem de, bu aralar çok kullanır oldum. Benim de kendime göre bu sözü kullanacağım yerler var artık. Ama bu yazıda bu sözcüğü kullanmak şart oldu neredeyse…
Uzun bir girizgâh oldu, farkındayım… Eskiden gecenin bir vakti de olsa eve daha bir gönül rahatlığıyla gelir, karanlık sokaklarda dolaşmaktan o kadar da çekinmezdik, en azından ben çekinmezdim. Şimdi saat çok geç olmasa da hava karardı mı, nedense içimi bir ürperti alıyor, düşününce de sebebini kolaylıkla buluyorum.
Tecavüzle ilgili hikâyeler -yine eskiden- bir ya da ikiyi geçmezdi, insanlar da döner dolaşır birbirlerine hep aynı hikâyeleri anlatır dururdu. Hikâye dediğime bakmayın, bunun keyifli bir yanı yok elbette; yaşanmış olay hikâyeden kastım. Şimdi insanlar hangi tecavüz olayını anlatacağını şaşırmış durumdalar, ayrıca bu olaylara tanık oldukça kime güveneceklerini de bilemiyorlar… Hani bir laf vardır ya “babana bile güvenmeyeceksin” diye, küçükken bu sözü her duyduğumda kızar, babama laf söylenmiş, hatta ona küfür edilmiş gibi hissederdim. Nasıl olur da babama güvenemezdim; o, dünyada en güvenilecek insandı o zamanlar. Bu arada babam hala gözümde dünyanın en güvenilir insanı…
Şimdi baba gibi gördüğünüz bir adam, üstelik dindar, yaşı küçük bir kıza tecavüz etsin, bunu da övünülecek bir şeymiş gibi çıksın anlatsın, insanlar da yaptığı adiliği aklamaya çalışsın, haklı yanlar bulma gayretine girsinler. Demek ki doğruymuş, babana bile güvenmeyecekmişsin.

Bu arada bunları yazarken aklıma bu dindar(!) geçinen adamların şeriat yönetimini ülkeye getirmek istedikleri, bunu -çoğu açıkça beyan etmese bile- içten içe arzuladıkları geldi ve şöyle düşündüm. Şeriatla yönetilen ülkelerde “zina” diye adlandırılan evlilik dışı ilişkinin cezası recm değil mi? Yani taşlanarak öldürülme, bildiğiniz gibi günümüzde dahi örneklerine rastladığımız bu cezalandırma şekli kafası dışarıda kalacak şekilde toprağa ya da kuma gömülen kişilerin ölene kadar taşlanması. Hadi o zaman şeriatı isteyen bu insanlara istedikleri düzenin cezasını verelim, onları toprağa gömüp ölene kadar da taşlayalım.
Tabii ki amacım bu değil, insanları taşlayarak öldürmek değil, şeriatın kurallarına göre birilerini cezalandırmak, hatta onları yargılamak bile değil. Ama bazen yargı da hata yapabiliyor, işte o zaman siz de kendi beyninizde cezalandırıyorsunuz onları.
Dedim ya bu aralar, kafanızı nereye çevirseniz bir sapıkla karşılaşıyorsunuz. Sadece bizim ülkemizde mi, elbette hayır. O halde ne yapsak, nasıl bir çare bulsak buna. Önce tecavüz cezalarını tekrar gözden geçirmeliyiz, sonra da özellikle küçük çocuklara yapılan tacizlerde hoş görüyü, taraf tutmayı bir kenara bırakıp adil olmalıyız. Üç beş yıllık hapis cezası vererek, bu sapıkların diğer mahkûmlarca içerde şişlenmelerini beklemek yerine, gereken cezayı baştan verip caydırıcı olmasını sağlamalıyız. Ve hatta tecavüze uğrayan insanın duygularını hiçe sayan, bir ömür boyu o sapık insanla onu yaşamaya mahkûm eden, tecavüz ettiği insanla evlenmeyi kabul eden kişinin cezasının hafifletilmesi hatta düşürülmesi gibi dünyanın en saçma uygulamasından vazgeçmeliyiz.
Artık tek derdimiz ekonomik sıkıntılar değil, artan sapık sayımız. Acaba sapık sayısı enflasyonla doğru orantılı mı? Enflasyon oranı arttıkça sapık sayısı da artıyor mu? Bu gidişle ikisinin de düşmeyeceği apaçık ortada. Hatta el ele verip her geçen büyüyecekler galiba. “Hamdolsun” nefes alabiliyoruz ya!..

Popularity: 8% [?]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!

Etiketler : , , , , , , , , ,



zorunlu



zorunlu - asla yayımlanmaz


Mesajınız :

Atatürk’ün Orman Çiftliği Ziyareti: Tam 78 Yıl Sonra

Atatürk’ün 1930 yılında Orman Çiftliği ziyaretinin videosu Cumhurbaşkanlığının sitesinde ilk defa yayınlandı. İzlediğimde elimde olmadan ürperdim. İnsanlarla Franszıca konuşması, çalışanlarla tek tek konuşup bilgi alması beni duygulandırdı. Hayvanların başını okşarken bile asaletinden bir şey kaybetmiyor, her zamanki şıklığı ve kalitesiyle kısıtlı imkanlarla çekilmiş videoda kendisini belli ediyordu doğrusu.

Bugün Yalova’nın en önemli simgelerinden biri olan Atatürk [...]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
Atatürk’ün Orman Çiftliği Ziyareti: Tam 78 Yıl SonraÖnceki yazı

Egzoz Sobası

Sonunda havalar soğudu, hem de ne soğumak. Sabah evden çıkınca adeta soğuktan kanım çekildi, bir de üzerine sağanak yağmur eklenince acı gerçekle yüzyüze geldim. Artık kış tamamen gelmişti. Kış mevsimini oldum olası sevmemişimdir, yağmur deseniz yine öyle… Kapalı havalarda içim sıkılır, suratım asılır ve kolay kolay da düzelmez.

Bütün günü  bu iç huzursuzluğuyla yağan yağmura bakıp [...]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
Egzoz SobasıSonraki yazı

Tavsiye Siteler
İstatistikler...
My Google Pagerank
Sitede
Fatal error: Call to undefined function statpress_print() in /home6/pozitfpc/public_html/pozitifpc/zuzu/wp-content/themes/cellar-heat/sidebar.php on line 33