Egzoz Sobası

Sonunda havalar soÄŸudu, hem de ne soÄŸumak. Sabah evden çıkınca adeta soÄŸuktan kanım çekildi, bir de üzerine saÄŸanak yaÄŸmur eklenince acı gerçekle yüzyüze geldim. Artık kış tamamen gelmiÅŸti. Kış mevsimini oldum olası sevmemiÅŸimdir, yaÄŸmur deseniz yine öyle… Kapalı havalarda içim sıkılır, suratım asılır ve kolay kolay da düzelmez.
Bütün günü bu iç huzursuzluÄŸuyla yaÄŸan yaÄŸmura bakıp oflayıp puflamakla geçirdim desem abartmış olmam. AkÅŸamüstü eve gelmek için Taksim meydanında otobüs beklerken bir yandan da gelip geçenleri incelemeye baÅŸladım. O ana kadar, gereksiz yere surat astığımı, nankörlük yaptığımı pek farketmemiÅŸtim. Ta ki O’nu görene kadar.
Karşıdan ağır aksak adımlarla gelen, deri montunun arka kısmı baştan aşağı yırtık, birinin verdiği genç işi spor ayakkabılar deseniz yine parçalanmış yaşlı adam dikkatimi çekti. Belli ki evsiz, sokaklarda yaşayan; hani çoğu zaman küçümseyerek baktığımız, yanyana yürümemek için genelde karşı kaldırıma geçtiğimiz, hatta ve hatta şarapçı diye tabir ettiğimiz yaşlı bir amcaydı bu. Evet amca lafını kullandım onun için; çünkü ne olursa olsun o da bir insandı; belki de çoğu kişiden daha insan. Bizden tek farkı sokaklarda yaşaması, birilerinden aldığı paranın birçoğunu, bazen de tamamını içkiye yatırmasıydı. Fakat bu onun insanlığından ne kaybettirirdi ki; o da acıkıyordu, o da uyuma ihtiyacı hissediyordu, yağmurda ıslanıyordu ve de çok üşüyordu.
Ta yolun karşısından hedefini kestirmiÅŸ kararlı bir ÅŸekilde geliyordu duraÄŸa doÄŸru. Ağır adımlarla; ama kararlı. İçimden ne yalan söyeleyeyim “ÅŸimdi gelip para isteyecek” diye düşündüm. Çünkü bu tarz insanları kendime doÄŸru çekmekte büyük bir yetenek sahibiyim; ama nasıl becerdiÄŸimi henüz çözemedim. Tinercisi de, dilencisi de hep beni bulur. Bir musallat oldu mu da gitmez. Onun da yanıma geleceÄŸini, dakikalarca adeta yapışıp gitmeyeceÄŸini düşündüm; hata etmiÅŸim.
O kararlı, ama bir o kadar da ağır adımlarla baÅŸka bir ÅŸeye doÄŸru ilerliyormuÅŸ. Hedefi çok baÅŸkaymış, ben deÄŸilmiÅŸim. Önümde duran, motoru çalıştırmış saatinin gelmesini bekleyen belediye otobüsüne doÄŸru yaklaÅŸtı. Ama sandığınız gibi kapısına deÄŸil de tam arkasına. Ben hayretler içinde bakarken, kimseyi umursamadan kara kara egzoz dumanları çıkaran, normal arabalarınkinden daha büyük borunun hemen önünde durdu ve baÅŸladı ısınmaya. O an ne düşüneceÄŸimi, ne yapacağımı bilemedim. Sadece izlemek ve onun için üzülmek geliyordu elimden. Onun ve onun gibi olan binlerce evsiz insan için… Sokaklarda yatan küçücük çocuklar için… Evlerinde yakacak bir ÅŸey bulamadıkları için yorgan altında ders çalışan öğrenciler için… Hepsi için üzüldüm.
Otobüs şoförü arkasında egzoz dumanıyla ısınan yaşlı bir adam olduğundan habersiz yavaş yavaş hareket etmeye başladı. Hareket amirinin kendisine net olarak işaret etmesini beklerken, bir metre kadar aracı sürüyor sonra da duruyordu. Her seferinde yaşlı adam, otobüsle birlikte bir metre kadar hareket edip, otobüs durunca da duruyor ve ısınmaya çalışmaya (!) devam ediyordu. Bu böyle birkaç dakika kadar sürdü, sonra da otobüs hızlı bir şekilde perondan ayrıldı. O an ortada kalan yaşlı adam, yine ağır adımlarla motoru çalıştırılmış başka bir otobüs aramak için ortadan kayboldu.
Yanımda oturan 13 yaşlarındaki bir öğrenci de benim gibi gözlerini dikmiş yaşlı adamı seyrediyormuş meğer, bir an göz göze geldik çocukla ve ikimiz de yapacak bir şey yok der gibi birbirimize baktık, o da benim kadar üzülmüştü.
Hayatımda bir “keÅŸke” daha oluÅŸtu bugün, keÅŸke elimden bir ÅŸey gelseydi de yardımcı olabilseydim; keÅŸke böyle bir manzarayla hiç karşılaÅŸmasaydım. HoÅŸ ÅŸunu da iyi biliyorum ya; benim karşılaÅŸmayacak olmam bu insanların var olmadığı anlamına gelmeyecek. Onlar sokak köşelerinde, banklarda uyuyacak yer ararlarken, biz evlerimizde dizileri izleyerek göz yaÅŸları dökecek, orada sevip de kavuÅŸamayan malikanede oturan kurmaca karakterler için kahrolacağız. Teknesiyle gezinti yapan esas çocuÄŸun aldatılması, Paris’te okumaya giden kızın orada aşık olması bizi daha çok ilgilendirecek. Bu dizileri seyrettikçe kendi ülkemizin gerçeÄŸini unutarak, kendimizi kandıracağız ve hatta kendimizi kandırdığımızı dahi bilemeyeceÄŸiz.
Sadece uyansın birileri, bunu istiyorum…
Popularity: 7% [?]
Etiketler : şarapçı, egzoz, evsiz, hayat, kış, kimsesiz, otobüs, soğuk, soba, sokak çocukları, taksim, yağmur

































codeluu
" 19 Kasım 2008, Çarşamba "
Gece gece ağlattınız bizi valla.
“YaÅŸam kalitesinde” her zaman insanın kendinden kötülere ve durumu olmayanlara bakması insanı daha insancıl ve huzurlu kılar. Ama söylediÄŸiniz gibi dizilerdeki ve benzeri ÅŸeylerdeki; (böyle diyorum çünkü bir çoÄŸunun ne olduÄŸu belli deÄŸil) yüksek topuklu hayatların gençlerimize özendirilmesi yüzünden duygularımızı yitirdik. Malesef.