Devletin Hikmetinden Sual Olunmaz

Devlet iÅŸlerine akıl sır ermez, hikmetinden sual olunmaz!.. Bir zamanlar devlet övünç madalyası ile onurlandırılan bir gazinin, ÅŸimdi terörist damgası yemesi kadar ürkütücü, bir o kadar da akıl almaz bir olay ancak bizim ülkemizde yaÅŸanır herhalde…
1994 yılında Şırnak’ın Silopi ilçesinde PKK ile girilen çatışmada ÅŸarapnel parçası isabet eden ve bir gözü kör olan, ÜsteÄŸmen Serdar Öztürk‘e devlet tarafından o zamanlar devlet övünç madalyası verilmiÅŸ, aradan geçen 15 yılın sonunda ÅŸimdilerde Ergenekon davası kapsamında gözaltına alınan Öztürk’e terörist damgası vurulmuÅŸ. Çok acıdır ki, ülkesini korumak adına girmiÅŸ olduÄŸu çatışmada bir gözünü kaybeden bu Gazi, ÅŸimdi vatan haini, ülkesini bölmeye çalışan bir terörist olarak nitelendiriliyor. Bir insanın hem kahraman, hem de terörist olamayacağı düşüncesiyle madalyasını devlete iade etmek istediÄŸini söyleyen Öztürk‘e hak vermemek mümkün deÄŸil.
Pazar günlerini çekilir yapan Ruhat Mengi‘nin sunduÄŸu Her Açıdan adlı programı büyük bir dikkatle izledim yine bugün. Konuklarıyla, konularıyla oldukça doyurucu, aydınlatıcı bir programdı; hiç bitmesin istedim, bitince ardından çıkacak olan moda, magazin, buna benzer bir kadın programına tahammül edecek durumda deÄŸildim. Ruhat Mengi bu aralar oldukça beÄŸendiÄŸim bir yazar, yazılarıyla, bahsettiÄŸim bu programıyla en övgü dolu sözleri hak ediyor. Mengi, programda az evvel bahsettiÄŸim Öztürk‘ün haberine gözleri dolarak yer verdi.
Kimi insanların devlet övünç madalyaları bir çırpıda yok sayılırken, CumburbaÅŸkanı‘nın yargılanması sözkonusu olduÄŸunda insanlar ortalığı birbirine katıp, bu kadar yüce bir makamda oturan birinin yargılanmasının mümkün olamayacağını dile getirdiler. İki olay arasında aslında baÄŸlantı kurmuyorum; ancak iÅŸlerine geldiÄŸi zaman bazı makamları ve kiÅŸileri yücelterek yargılanamaz diye çok rahatlıkla savunurken, neredeyse Genelkurmay‘a kadar uzanacak olan ve salgın haline gelen bir tutuklama hastalığında GATA‘yı bile arayabiliyorlar; sebebi ise Ergenekon sanıklarının bu hastanede tedavi görmeleri… Artık sayısını bile tam olarak bilemediÄŸim, iddianamesi bile tam olarak hazırlanmamış, ne için tutuklu olduklarını, terörist damgası yediklerini bilmeyen insanlar içeride birer birer hastalanıp, ruhsal ve fizyolojik açıdan çöküntüye uÄŸruyorlar. Hatta hayatlarını kaybedenler de var…
Daha önce de defalarca dile getirdiÄŸim gibi, Türkan Saylan‘ın yaÅŸamının son günlerindeki huzursuzluÄŸu belki de ömrünün kısalmasına neden oldu, Kuddusi Okkır doÄŸru düzgün tedavi olamadığı için hayata gözlerini yumdu. Åžu an tutuklu olan bir sürü insanın saÄŸlığından ciddi anlamda endiÅŸe ediliyor, yüz felci olanlar, kansere yakalananlar…
Ancak adına Ergenekon dedikleri bu davanın -ki böyle bir davaya isim vermenin doğru olmadığını, daha doğrusu yasal olmadığını artık çok iyi biliyoruz- üzerine gittikleri kadar Deniz Feneri derneği ile de ilgilenilseydi, aradan geçen bu kadar aydan sonra göstermelik olarak, derneğin yöneticilerinin mallarına konan ihtiyadi tedbir, çok daha önceden konsaydı ya da banka hesaplarına el konulsaydı ne olurdu?
Mal varlıklarına konulan ihtiyadi tedbirin ÅŸu saatten sonra hiçbir anlamı yok; bu insanların banka hesaplarına müdahale bile edimedi. Aslında ilk olarak yapılması gereken de buydu, çünkü bir tek talimatla banka hesabında oynama yapılabilir, paralar bir ülkeden diÄŸer ülkeye kolayca aktarılabilir. Ancak iÅŸlerine gelmediÄŸi zaman Deniz Feneri ile ilgili olarak, “henüz deliller tam deÄŸil” deniliyor. Peki aynı hassasiyeti neden Ergenekon sanıkları için göstermedi bu insanlar, neden onların aylar, hatta yıllar öncesinden içeri girmelerine, orada saÄŸlıklarını kaybetmelerine göz yumuldu? Yargıtay Onursal BaÅŸsavcısının evini neden gecenin bir vakti aradılar ve neden bazı gazete ve medya kuruluÅŸları Sabih KanadoÄŸlu için hâlâ ileri geri konuÅŸuyorlar?..
Çok soru var elbet, bu sorulara verilecek cevaplar da aslında çok açık; ancak tüm bu olanlar devletin izlediği politikayı bir defa daha gözler önüne sererken, bizim halkımızın çoğu hâlâ birçok şeyin farkında değil.
Irkçı deÄŸilim, kafatası cumhuriyetinde yaÅŸamayı da hiç istemem; ama topraklarımızı 44 yıllığına baÅŸka bir develte hibe edecek bir anlayışa da asla boyun eÄŸecek bir yapıya sahip deÄŸilim. Bıraksınlar da bu iÅŸleri, artık her ÅŸeyi açık açık anlatsınlar. Bu hükümetin amacı tam olarak ne, onu öğrenelim. Bu arada bilmeyenler için bir hatırlatma da yapayım, daÄŸlardaki Atatürk‘ün ünlü sözü “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazıları da kaldırılacakmış. İskoç Modeli‘ni uygulamaya sokarken, bu yazı herhalde anlamsız olurdu. Artık bütün hükümet, yanlarına da Öcalan‘ı alarak ayaklarında İskoç eteÄŸi, ellerinde gayda o daÄŸların eteklerinde, 44 yıllığına hibe edilmiÅŸ toprakların kenarında keyifle dolaşırlar…
Popularity: 4% [?]
Etiketler : 44 yıl, abdullah öcalan, arama, Atatürk, deniz feneri, devlet övünç madalyası, ergenekon, gata, gayda, genelkurmay, hükümet, her çıdan, iskoç modeli, kuddusi okkır, mayın, ne mutlu türküm diyene, pkk, ruhat mengi, sabih kanadoğlu, sanık, serdar öztürk, türkan saylan

































İlkin ERKORKUT
" 8 Haziran 2009, Pazartesi "
Erken yargılar erken yargılar. Bir insan suçlu olmayabilir ama suçlu da olabilir. Bu konuda nasıl bu kadar kolay yargıya varabildiÄŸini anlayamıyorum. İnsanlar 80 öncesinde SaÄŸ – Sol diye ayrılıyorlardı. Yeni Amerika düzeninde ise islamcı ve laik diye ayrılmaya baÅŸladılıar. Bunun doÄŸal bir sonucu olarakta ya o taraftasın ya da bu taraftasın durumları ortaya çıktı. Bu gözaltıların birçoÄŸunun AKP( Amerikanın KurduÄŸu Parti)’ nin ve Fethullan GÜLEN’in F tipi örgütlenmesinin karşıtlarını topladığını farketmek için çok akıllı olmaya gerek yok. Ama insanların çoÄŸunun buna karşı içine düştükleri yanılgı ÅŸu; tutuklanan ve gözaltına alınan herkesin suçsuz olduÄŸunu iddia etmek. Bu insanlar içinde suçlu olan insanlar olabilir. Önemli olan bu gözaltılara karşı bir söylem geliÅŸtirirken bu ince çizgiyi iyi ölçmek. Mesela Türkan SAYLAN’ a yapılan gözaltı giriÅŸiminin ne kadar hukuksuz olduÄŸu gün gibi ortada. Türkan SAYLAN’ın darbeci olduÄŸunu iddia etmek kadar aptalca bir durum sözkonusu bile olamaz. Türkan SAYLAN ömrünü Türkiyeye adamış tam anlamıyla bir devrimcidir.
Bir konuya daha parmak basmak isterim. İstanbulda yapılan Cumhuriyet Mitinginde Türkan SAYLAN’ın neden konuÅŸturulmadığının da çok iyi incelenmesi lazım.
Ne ABD, ne AB. Tam bağımsız Türkiye.
Ne şeria, ne darbe. Tam bağımsız Türkiye.