Öğrenciyken çok kompozisyon yazdım. Öğretmenlerimiz sayesinde bütün atasözlerinin ve özdeyişlerin altından girdim üstünden çıktım. “Damlaya damlaya göl olur”dan tutun da, “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim”e kadar hepsini yaladım yuttum.
Çocuk aklımla en sevdiğim kompozisyon yazma şekli verilen bir konu ile ilgili ansiklopedik bilgi toplamak ya da bir kelime ile ilgili bir yazı yazılacaksa sözlükten [...]
“Sen de gidersen, ben ne yaparım?” dedi çocuk annesine… Acıyla televizyona bakıyordu. Haberlerde birileri babasının terör örgütü üyesi olduğunu söylüyordu. Böyle bir şeye imkanı yok inanamazdı, terör örgütlerinin kötü şeyler yaptıklarını biliyordu. Ama babası terörist değildi, bundan emindi. O sadece insanların iyiliği için çalışırdı, evet geceleri eve geç geldiği oluyordu; ama hep birilerinin hayatını kurtarmak [...]
Geleceğin bilinmezliğinde hayatımızı sürdürürken bir kitap geçmişe götürür, düşündürür; bazen isyana, bazen de içinizde küçük kıpırdanmalara sebep olur.
Yalancı Tanıklar Kahvesi, Vedat Türkali’nin son kitabı… Bir Gün Tek Başına, Güven, Mavi Karanlık, Tek Kişilik Ölüm, Kayıp Romanlar derken yine içime bazen hafif esintiler, bazen de kara kara bulutlar dolmasına neden olan bir kitap…
Kitabın çıktığını öğrendiğim andan [...]
Türkçe çok zengin bir dil, aksini söyleyenlere, başka dillerden sözcük ve terim kullanma gayretinde olanlara inat bunu iddia ediyorum. Bundan tam 935 yıl önce 1072-1074 tarihleri arasında Kaşgarlı Mahmut da bunu iddia etmişti ve gelmiş geçmiş en önemli sözlük çalışması olan Divân-ı Lügati’t-Türk‘ü hazırlamıştı.
İslamiyet’in Türkler tarafından kitleler halinde kabul edilmesiyle birlikte, Türk dilinden uzaklaşma, özellikle [...]
Küçük bir çocukken elinde beslenme çantasıyla okula gidişini hatırlıyor, sabahları erkenden evden çıkıp annesinin eline tutuşturduğu çantadaki elmayı yemek için sabırsızlanırdı. Bazen iki üç kuru köfte olur çantasında, ama sadece onun değil bütün arkadaşlarının; çünkü belli günler köfte günüdür, belli günlerde ise sadece peynir ya da zeytin, bazen de yumurta getirilebilir. Öğretmenleri çok kızıyor, [...]
Yüzüklerin Efendisi’ni yıllar önce okurken – ki daha filmi çekilmemişti; ancak bir sürü insanın elinde dolaşıyordu kitap o zamanlar- yaklaşık aynı şeyleri hissetmiştim. Hobbitler, Tolkien’in hayal dünyasında yarattığı bir ırktı ve insanların bu ırkı bu kadar çok sevmesinin en önemli sebeplerinden biri, bu ırkın içlerinde kötü niyet barındırmamaları, bir yöneticiye ihtiyaç duymayacak kadar birbirlerini sevmeleri, [...]
Koruyucu bir melek, gelip size bir şarkı söylese ve bu şarkıyla da hayatınız değişse nasıl olur? Şimdi “ne biçim bir cümle bu” demeyin. Hem bir melekten bahsediyorum, hem de şarkı söylüyor, diyorum; hayır henüz kafayı yemedim.
Cimriliğimden olsa gerek -normalde değilimdir-, %50 indirimde olan, adını sanını maalesef daha önce duymadığım bir yazarın, yine adını sanını bilmediğim [...]
Ölü adlı şiirinde “Hangi mahallede imam yok, ben orada öleceğim” demişti. İmamı olmayan bir mahallede mi yaşıyordu, bilmiyorum; daha doğrusu sanmıyorum; ama bugün büyük şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı kaybettik. Türk Edebiyatı için, hatta Türk Tarihi için acı bir kayıp bu. Uzun yaşamında neredeyse yakın tarihimizin olaylarının tamamına tanıklık etmiş koca bir çınardı.
Hiçbir akımda yer almayarak [...]