Bir Parça Mavi Deniz Aldı O’nu!!!
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni
Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları
Yukarıdaki dizeler birçok kişinin ezbere bildiği bir şarkının sözleri değil, İlhan Berk’in “Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar” adlı şiiri. Ne acı değil mi, çoğu insanın yıllardır dilinden düşürmediği bir şarkının sözlerinin İlhan Berk’e ait bir şiir olduğunun bilinmemesi? Tabii ki bilen bir sürü insan vardır, onlara sözüm yok. Nedense şiirlerden çok şarkı sözleri kalır aklımızda ve şairlerin kıymetini çoğu zaman kaybettikten sonra anlarız. Hatta çoğu zaman ölümlerinden sonraki birkaç gün haricinde sadece yıldönümlerinde bir iki dost ziyaretiyle gerçekleşen kabir başı haberlerinden başka da bahsetmeyiz onlardan.
İlhan Berk’i kaybettik. Şiirin dev çınarlarından biri devrildi… İstanbul’u, kadınları, işçileri, yaşam savaşını, aşkları, kavgaları anlattı yıllarca şiirlerinde. Sadece bir şair değil, aynı zamanda çok başarılı bir ressamdı da İlhan Berk… Şimdi şiirlerini ve resimlerini sevenlerine bırakıp gitti. Onu gerçekten seven vefalı okurları şiirlerini okuyarak anacaklar. Ama şunu biliyorum ki, İlhan Berk de senede bir ya da iki kere hatırlanacak. Attila İlhan gibi, Erdal Öz gibi…
Berk, bugüne kadar gelmiş geçmiş en deneyci şairlerden biri olarak bilinir. Sebebi de uzun yaşantısına birçok edebi akımın girip tesir etmesindendir. 1935’li yıllarda şiirleri ilk olarak yayınlanmaya başlayan şair, günümüze gelene kadar tarzını zaman zaman değiştirerek çağa ayak uydurmayı başaran nadir şairlerden biridir. Bu açıdan bakıldığı zaman da ayrıca takdir etmek gerekir kendisini.
Haberlerde İlhan Berk’i kaybettiğimizi öğrendiğimde aklıma ilk gelen şey, ona imzalatmış olduğum şiir kitabıydı. Tüm şiirlerinin toplandığı ciltli şiir kitabını imzalatmak için kendisine verdiğimizde, ressamlığını da hatırlamamız için olsa gerek sayfaya evler, dağlar, yollar ve daha birçok desen çizmişti. Şimdi elime kitabı alıp baktığımda hüzünle karışık bir gülümsemeye neden oldu.
Onu kaybetmenin üzüntüsünden olsa gerek karmakarışık bir yazı yazdığımın farkındayım. Ancak düzeltip de yenisini yazma niyetinde de değilim. Bu karışık ruh halimin yazıya yansımasının böyle kalmasını istiyorum. Yarın öbür gün bu yazıyı okuduğumda neler hissettiğimi de hatırlamak için…
Şu an dev şairi kaybetmiş olmaktan dolayı biraz üzüntü, hayattayken sanatçılara gereken değeri vermediğimizden dolayı biraz kızgınlık ve suçluluk, bu kadar önemli bir şairin şiirlerini ve kendisini daha önceden tanıdığım için de mutluluk duyuyorum. Dedim ya karışık duygular içindeyim. Uzun yaşamına yüzlerce şiir ve çok değerli resimler sığdıran İlhan Berk’in ölümü hepimiz için bir kayıp olsa da aklıma yaşamla ilgili düşünceleri de geliyor ve o yüzden çok da üzülmüyorum. Bir söyleşisinde gereği kadar yaşadığını ve artık bundan sonra çok da fazla yaşamanın bir anlamı olmadığı dile getirmiş ve sevdiği şairlerin hepsinin öldüğünü bu yüzden de artık gitme vaktinin geldiğini ima eden sözler söylemişti.
Ne diyeyim belki çok klişe; ama kendi gitti eserleri kaldı. Önemli olan şiirlerini ve resimlerini tozlu raflar arasına gömmemek. Velhasıl böyle dedi ve çekildi:
“Bir gün lambasını söndürdüğünde : “Şiir korumaz. Her şeye karşı bir aykırılıktır!” dedi.
Ve suçlu bir deniz gibi ekledi: “Hızla gelişecek kalbimiz!”
Böyle dedi ve çekildi.
Şimdi lambası, Büyük Saat’i, bütün çocukların ezberinde.”
Etiketler : şair, şiir, ölüm, ilhan berk, resim, ressam, vefat



























