Avrupalılaştıramadıklarımızdan mısınız?

Her gün yağmur duasına çıkarmışçasına ellerimizi göğe açıp Avrupa Birliği’ne girebilmek için dualar ediyoruz, onlara yaranmak için iç işlerimize bile müdahale etmelerine izin veriyoruz. Avrupa ülkelerini örnek alıp, kendimizi gerçekten Avrupalı sanıp daha bir vakar görünmeye çalışıyoruz. Ancak taklit ederek Avrupalı olamayacağımızı, giyimle-kuşamla, dinlediğimiz müzikle batılılaşmanın mümkün olmadığını ne yazık ki hâlâ öğrenemedik.
Biraz geçmişe gidip, Osmanlı’nın son dönemlerini hatırlamakta fayda var. O zaman “alafrangalılaşma” diye tabir edilen batılılaşma, bugün olduğu gibi o yıllarda da yanlış anlaşılmıştı. Sadece kıyafetle, dinlenilen müzikle, yaşam standartlarını borçlanarak değiştirmekle batılı olacağını sanan insanlar, hatalı davrandıklarını bedeller ödeyerek anlamışlardı. Aileler dağılmış, borçlanan insanlar intihar etmiş, bu acı tecrübeler sonucu birçok insan gerçeği görmüştü; ancak iş işten geçmişti.
Batılılaşma dediğimiz şey, dış görünüşten ibaret değil, çağa ayak uydurmak da birilerinin ağzının içine bakıp, onlar ne yapıyorsa yapmak; başka ülkelerin kuklası olmak hiç değil. IMF istedi diye eğitime ayrılan bütçeden kısılıyor; doğalgaza, elektriğe zam geliyor. Şimdi emekliden alınan vergi oranı artırılacak, yarın başka başka istekler; derken biz hiçbir zaman Avrupa Birliği üyesi olmayacağız , ama tarihin sayfalarında en itaatkar ülke olarak yer alacağız (Bu sözlerimden Avrupa Birliği’ne girme heveslisi olduğum sanılmasın, hiç öyle bir dileğim yok).
İtalya’da tecavüz suçluları yasayla hadım ediliyor; hatta yetkili ağızlar işi daha da ileri götürüp,suçluların ameliyatla hadım edilmesini istiyor. Çek Cumhuriyeti de İtalyan usulü tecavüz cezası vermek için yasa tasarısını kabul etmiş. Bizde ise Hüseyin Üzmez isimli nursuz şahsiyet, küçük yaştaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmaktan yargılanıyor. Her ne hikmetse bu adi suçu işleyen adam, mahkemece salınıyor ve ortalıkta dolaşmasına izin veriliyor. Üstüne üstlük TV kanallarında çıkıp, utanmadan kendini savunma gereği bile duymayan bu adam, yaptığı iğrençlik karşısında gururla atıp tutuyor. Hatta yaptığı şeyin çok doğal olduğunu, kötü yola düşme riski olan genç kızları annelerinin kendisine getirerek birlikte olmasını istediğini ve bu yolla birçok kızı kötü yola düşmekten kurtardığını anlatıyor. Bırakın hadım edilmeyi, neredeyse genç kızların kötü yola düşmelerini engellediği için madalya takılacak adama!
Diğer bir yandan mahkeme çıkışı birkaç kadının yumurtalı ve şemsiyeli protestolarına karşılık hukuk boş durmamış ve kamu davası açılmış bu kadınlar hakkında. Hüseyin Üzmez de yüce(!) bir davranışla, protestoculardan şikayetçi olmadığını açıklamış. Ne kadar iyi niyetli bir adam, kendisine hayran oldum şimdi(?) Yarın öbür gün cinsel tacize uğrayan küçük yaştaki kıza da bir kamu davası açılır belki, Hüseyin Üzmez beraat eder, kızcağız da suçlu bulunur. Hatta tüm bu yaşananlar unutulur. Belki de Üzmez beyefendi, soyadının anlamını hatırlayarak vaatlerde bulunup bir parti kurar da, meclise girer, hatta hükümetin başına geçer.
Popularity: 7% [?]
Etiketler : alafrangalılaşma, avrupa birliği, şemsiye, batılılaşma, cinsel taciz, doğalgaz, elektrik, hadım edilme, hüseyin üzmez, italya, kamu davası, osmanlı, protesto, tecavüz, yumurta, zam


































Gülüş Türkmen
" 23 Şubat 2009, Pazartesi "
Üzmez üzerine bugün yazdığım yazıyı zaten yorum olarak önermiştim
(http://gulusturkmen.wordpress.com/2009/02/23/dunyadan-huseyin-uzmez-hikayeleri/).
Avrupalılaşma demişken, hem doğulu hem batılı birinin bakış açısıyla yazdığım “Kültür Şokum” başlıklı yazılarım belki bu konuyla ilgilenenlerin hoşuna gider.
Saygılar,