ATATÜRK’E BİRAZ SAYGI!!!
Şu Nazlı Ilıcak denen kişiye bence artık birileri haddini bildirse iyi olacak. Söylediği her söz, yaptığı her hareket artık sınırları zorlamaya başladı. Hala yayınlanıyor mu bilmiyorum; ancak bir ara bir TV kanalında Reha Muhtar’la birlikte yönettiği Çapraz Ateş adlı bir program vardı; bir de hanımefendinin sevgili oğlu da programda yer alıyordu. Reha Muhtar Laikliği savunan kesimi temsil ediyordu programda (Reha Muhtar hakkında da pek iyi düşüncelerim yok aslında; ancak yazacaklarımla alakası olmadığı için pek de bahsetmeyi düşünmüyorum. Ayrıca her şeye rağmen Reha Muhtar bu programda bana sevimli bile geliyordu; Nazlı Ilıcak’ın karşısında).
Sarf ettiği her sözle beni çileden çıkarmaya yeten bu şahsiyet, yeni bir yazı ile gündeme geldi; doğrusunu söylemek gerekirse “artık yeter!” dedirtecek bir yazıydı bu.
Bugün hala halkın dini duygularını istismar ederek, onların sırtından prim yapmaya çalışan insanlar olduğu gibi; Atatürk üzerinden siyaset yapmaya çalışanlar, reklâmlarda onun görüntülerini kullanıp, sözlerine yer vererek kazanç sağlayanlar da var. Bu kritik günlerde çıkıp da aşikâr ya da gizli bir şekilde Mustafa Kemal’e çamur atanlar da maalesef var.
Bunca mesele halloldu da; örneğin PKK ortadan kaldırıldı, sınırlar güvenlikli hale geldi de Vahdettin’in aslında bir kahraman olduğunun ilan edilmesi mi kusur kaldı?

Efendim neymiş? Yıllardır ders kitaplarında Vahdettin’i çocuklarımıza vatan haini olarak göstermemiz çok yanlışmış da, aslında İttihat ve Terakki’cilere karşı olduğu halde, onlara destek olmuş da; hatta Ata’nın Samsun’a gitmesine bilerek vesile olmuş ve de bilmem kaç bin (iddiaya göre 25 bin) altını da örtülü ödenek kayıtlarında görünmesin diye atlarını satarak İngilizlerden gizli olarak Atatürk’e vermiş! Zaten Atatürk’ü Anadolu’ya Samsun dolaylarındaki anarşi olaylarını bastırmak için 9. Ordu Müfettişi olarak gönderirken de Vahdettin’in amacı çaktırmadan Atatürk’ün halk direnişini başlatmasını sağlamakmış!!!
Ancak bu vefakâr Vahdettin saltanatın kaldırılmasından sonra, son bir gayretle Atatürk’le temas kurmaya çalışsa da bir türlü talebine cevap alamamış. Tabii ki bu durumda ne yapsın? İngilizlere daha fazla direnememiş ve İngiltere’ye kaçmış.
Bu yazıyı okuduktan sonra aklıma geçenlerde yaşanan bir olay geldi ve dedim ki “zincirin halkaları tamamlanıyor!”. Keşan’da bir İlköğretim okulunda 5. sınıfa giden bir kız çocuğunun yazdığı kompozisyon hatırlarsanız bir krize yol açmıştı. Kompozisyonda Osmanlı Padişahlarına hakaret içeren ibareler yer aldığı gerekçesiyle ilk önce okul müdürü sonra da kaymakamlık tarafından 7 öğretmen hakkında soruşturma başlatılmıştı. Cumhuriyet sevgisiyle yazılmış, masumane bir yazıyı olay haline getiren bu zihniyet, şimdi bakın nasıl bir gazete köşesinde ortaya çıktı. Hem de yıllardır başta Nutuk olmak üzere birçok yerde Vahdettin’in bir vatan haini olduğunu bilmemize rağmen…

Atatürk’ün eşsiz eseri, okullarda ders kitabı olarak okutulabilecek düzeyde bir şaheser olan Nutuk’un ilk sayfasında yer alan ibarede “…Saltanat ve Hilafet makamında bulunan Vahdettin soysuzlaşmış…” deniyor. Şimdi sormak istiyorum; bunca yıldır inandığımız ve yakın tarihimizi gözler önüne seren Nutuk’a; dolayısıyla Atatürk’e mi inanalım; yoksa “Ecdada Biraz Saygı” başlıklı yazısıyla Atatürk’e saygısızlık edip, O’nu yalancı çıkaran Nazlı Ilıcak’a mı?
Etiketler : 9. ordu müfettişi, Atatürk, ecdada saygı, ingiltere, nazlı ılıcak, Vahdettin, vatan haini


























yigits9
" 16 Kasım 2007, Cuma "
Vahdet’in kahram değil doğru ama vatan hainide değil. Strateji kelimesinin anlamını galiba bilmiyorsun.