ZUZU | pozitifpc editör blogu
pozitifpc editör blogu

Ağırdır Yüreğimiz

zuzu bu yazıyı " 22 Aralık 2009, Salı" tarihinde yazmış. | Popularity: 1% [?]

Tanıdığım insanlara bakıyorum, her birine teker teker… İçlerinde gelecek kaygısı taşımayan neredeyse yok… Üstelik sadece uzak gelecek için, çocuklarının geleceği için değil endişeleri; çok yakın zamanlara dair korkuları var. Yarın, öbür gün, daha sonraki gün ürkütüyor onları; hepimizi…

Çok yakın bir geçmişte, öyle çok eski zamanlar değil, insanlar evlenir evlenmez çocuk yapar, ilk çocuğu diğerleri izler; “aman çocuğumuzun kardeşi olsun, yalnız kalmasın” diye düşünürlerdi. Bugün bir kardeş dünyaya getirmek bir yana, bir tek çocuk bile ürkütüyor hepimizi.

Başbakanın dediğine bakmayın siz. En az üç çocuk, bırakın gerçek hayatı hayallerin içinde bile yer almayacak kadar uzak insanlara…

Eskiye göre çok şanslı olduğumuzu, her şeyin elimizin altında olduğunu düşünenler; kıtlık zamanlarından bahsedip, yağın, sigaranın karaborsa olduğu dönemleri örnek verenler, bugünün zor koşullarını tam olarak kavrayamamış gibi görünüyor bana. Her şeyin elimizin altında olması, borçlanmanın bu kadar kolay olduğu günümüzde avantajdan çok dezavantaj aslında. Kredi kartlarıyla yapılan alışverişler, taksitle alınan cep telefonları, bilgisayarlar; altından kalkılamayacak borç bataklarına neden oluyor. Bir tarafı kapatmak için alınan kredilere bir yenisi, sırtımızdaki kamburu devleştirmeye, her geçen gün karabasan gibi üzerimize çökmeye hazır tuzaklara dönüşüyor.

Akıl verip de “kredi kartı kullanmayın” diyenler, kredi kartı kullanmaya ihtiyaç duymayan, hali- vakti batağın içindekilere göre bir nebze daha yerinde olan insanlar aslında.

Esasen yazıma başlamadan önce özellike hafta sonları yayınlanan ve sözüm ona sanatçıların yaşantılarının içine sızmamız için çekilmiş programlardan birine denk gelince, tüm bu düşünceler beynimin içinde hızlı hızlı volta atmaya başladı. Sayısız kıyafetlerini dolduracak büyüklükte dolaplarının içini açıp sergileyen,  görmemişliğin yarattığı zevksizlikle yatak odalarını, salonlarını, banyolarını ellerine geçirdikleri her şeyle dolduran -bence züppe- bu kişiler, boğaza nazır evlerinin kapılarını pazar günü evinde ailesi ile dinlenirken bir yandan da doğalgaz faturasını nasıl ödeyeceğini düşünen insanların evine, yüreğine açıyor.

Bu programlara çanak tutan, reyting uğruna ayağı çıplak çocukları görüntülemeyen, zaman zaman “hangi ülkede yaşıyoruz?” dedirten görüntülerle insanların beynini yıkayan bu programlara beş dakika bile tahammül edemiyorum. Ailesine katkı sağlamak için okula gitmek yerine kaportacıda çalışan çocuğun, sabaha kadar direksiyon sallayıp, gündüz başka işte çalışan şoförün, manavın, yıllardır evinin ekmeğini çıkardığı dükkanını artık kapatmak zorunda kalan küçük esnafın birçok insana göre küçük sıkıntıları(!) hiçbirimizi ilgilendirmiyor nedense.

küçük_esnaf

Hande Yener’in yeni evi, Demet Akalın’ın eski sevgilisi, adı aklıma gelmeyen ne sözüm ona sanatını ne de yaşam tarzını beğendiğim sayısız insanın özel yaşantısı medya patronlarının olduğu kadar, insanımızın da ilgisini daha çok çekiyor. Pırıltılı gibi görünen; ancak içi tamamen boş yaşamlar, her gün kanallardan evlerimize akıtılmaya, beyinlerimizin içine oturtulmaya çalışılıyor. Sonra onların kıyafetlerinden giymek istiyor gençlerimiz, telefonlarının aynısını kullanmak ve olup bitenler karşısında kayıtsız ; tek dertleri o herkesin ayağında olan adını bile burda telaffuz etmekten artık midemin bulandığı, Google’da en çok aranan sözcüklerin başında gelen, bence iğrenç çizmelerin envai çeşit renginden almak için mücadele ediyorlar.

Asgari ücretle çalışan bir işçinin bir aylık maaşına denk gelen bu çizmeleri giymek için yarışa giren gençlerin yanısıra, okumak için eski bir kitap bulabildiklerinde gözleri parlayanları karşı karşıya getirmek, hayatlarındaki amaçsızlığı ve amacı bir terazide tartmak isterdim. Hangisi ağır gelirdi acaba? Amaçsızlığın çürümüş kofluğu mu, yoksa gözlerdeki ışıltının yerini umutsuzluğa bırakmış ağır sancı mı?..

Bir gün bir değişiklik yapsa kanallar, devasa tartılarında gardroplardaki kıyafetlerin niceliği yerine, bizi insan yapan yüreğimizdeki duyguların niteliğini tartsa…

Ağırdır yüreğimiz her şeyden, tartmasını bilene; ama acısı dinmez, ağrıdı bir kere…

Popularity: 1% [?]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,



zorunlu



zorunlu - asla yayımlanmaz


Mesajınız :

TEKEL İşçileri Özelleştirme Kurbanı Olmamak İçin Direniyor!!!

Adana TEKEL çalışanları uzun zamandır seslerini duyurmak için sokaklardalar. Ama kime seslerini duyurabildiler? Ya da bu sesleri gerçek anlamda kim ciddiye aldı?

Hatırlayacağınız üzere fabrikalarının kapanmaması için kadın, çoluk- çocuk sokaklara dökülen TEKEL işçileri, başbakandan gelen açıklama ile rahat bir nefes almıştı . Fabrikalarının kapanmayacağını söyleyen başbakan’ın umut dolu konuşmasıyla sevinen işçiler, işlerinin başına döndüğünde ilginç, [...]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
TEKEL İşçileri Özelleştirme Kurbanı Olmamak İçin Direniyor!!!Önceki yazı

Geride Kalanlara…

Yanıtsız sorularla hayatımızı dolduruyoruz, niçinler beynimizi kemiriyor. Soruyoruz ama cevap aradığımızdan değil; soruyoruz ama cevabını beklemiyoruz; soruyoruz ama cevabını öğrendiğimizde beğenmiyoruz. O halde sormanın anlamı ne?.. Nefes alma ihtiyacı gibi bir şey mi bu geride kalanlar için; yoksa alışkanlık mı? Geride kalanlar dedim, çünkü en çok soru sorduğumuz zaman geride kaldığımız zamandır. Aşkta, hayallerde, mutlulukta… [...]

Paylaş ve Sosyalleş
  • RSS
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • Google Bookmarks
  • Live
  • del.icio.us
  • Yahoo! Buzz
  • Reddit
  • Digg
  • BlinkList
  • Wists
  • StumbleUpon
  • Mixx
  • Netvibes
  • Netvouz
  • NewsVine
  • Faves
  • Webnews.de
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkaGoGo
  • Wikio
  • blogmarks
  • Fleck
  • Global Grind
  • Xerpi
  • Turn this article into a PDF!
  • Print this article!
  • E-mail this story to a friend!
Geride Kalanlara…Sonraki yazı

Tavsiye Siteler
İstatistikler...
My Google Pagerank
Sitede
Fatal error: Call to undefined function statpress_print() in /home6/pozitfpc/public_html/pozitifpc/zuzu/wp-content/themes/cellar-heat/sidebar.php on line 33