Adam Asmaca

80 ihtilalinde çocuktum, ama izlerini bugün bile taşıyacak kadar etkilendim; milletçe etkilendik. Yollardan elma-armut gibi insanların toplandığı, sorgusuz sualsizce herkesin suçlu sayıldığı, insanların korku içerisinde içine kapanmasına neden olan bir dönemdi. Çok net hatırlamasam da gözümün önüne bazı kareler geliyor. Camdan baktığım zaman bomboÅŸ sokaklar, her nedense -psikolojik de olabilir- karanlık, kasvetli bir gökyüzü. TRT’de konuÅŸan Kenan Evren’in görüntüsü, radyodan yapılan cızırtılı yayının sesi kulaklarımdan gitmiyor. Tek tük de olsa sokaklardan geçen askerleri de hatırlıyorum.
Halkın sesini susturmanın en kolay yolu maalesef hep darbe ile saÄŸlanmış ülkemizde, ne zaman insanlar hakkını aramaya kalksa bir silahın gölgesi güneÅŸlerinin önüne geçmiÅŸ. Gölgede yaÅŸamak zorunda kalmış halkımız. Silahların gölgesinde konuÅŸmaya kalkanlar da klasik yollarla susturulmuÅŸ. Bu yüzden sindirilmiÅŸ, içine kapanmış bir halkın çocuklarıyız. Hakkını aramayan, banane diyen, süre gelen olaylara duyarsız yaklaÅŸan darbe çocuklarıyız hepimiz. Kimimizin aÄŸabeyi, kimimizin babası o dönemlerde ya hapse atılmış, ya sürülmüş ya idam edilmiÅŸ ya da kaybolup gitmiÅŸ…
ÇocukluÄŸumuzda oynadığımız oyunlardan biri olan “adam asmaca”ya takıldı aklım bugünlerde. İdamın halkın, hatta çocukların gözünde meÅŸrulaÅŸtırılmasını saÄŸlayan bir oyun bu. İpte sallandırarak adam öldürmenin insan gözünde sıradanlaÅŸtırılması, böyle oyunlar sayesinde insanın gözünde öneminin yitirilmesi bence son derece düşündürücü. Yıllarca oynadım bu oyunu, oynarken de hiçbir zaman “neden adam asmaca?” diye düşünmedim. Çünkü çok normaldi, suçluyu(?) öldürmek, hakkını arayanı susturmak, düzene karşı konuÅŸanın ipini çekmek çok doÄŸaldı.
Bu aralar ipi çekilen insanların itibarını geri vermek(!), moda oldu. Bir zamanlar adını anmanın yasak olduÄŸu kiÅŸilerin belgesellerini yapmak, onlardan bahsetmek, bir utancın izlerini kapamak adına Nazım ÅŸiirleri okumak, Yılmaz Güney filmleri izlemek, sürgüne gönderdiÄŸimiz insanların ÅŸarkılarını söylemek… Bunun gibi yüzlerce örnekle günah çıkartmak yaÅŸananları deÄŸiÅŸtirmeyecek.
Darbenin susturduğu, sindirdiği bir halkın çocuğu olmak, her şeye eyvallah demek, korkak, ürkek gözlerle etrafı süzüp, olanlara kayıtsız kalmak halkımızın doğasında var artık. Popüler olanı seçmek, kadere boyun eğmek, yolunda gitmeyeni değiştirmek için çaba sarfetmemek yaşam biçimimiz oldu.
Yok yere idam edilenlerin, sürgüne gönderilip yurdundan, ailesinden uzakta kalanların, vatandaÅŸlıktan çıkarılanların, yakılan kitapların hesabını kim verecek? Tüm bunlar “kağıt üzerindeki idam sehpaları” gibi masum bir çocuk oyunundan ibaretmiÅŸ gibi mi gösterilecek? Peki darbe çocuklarının inancını, kaybettiÄŸi güveni kim geri getirecek?
Popularity: 11% [?]
Etiketler : 12 eylül, 80 darbesi, adam asmaca, askeri darbe, şarkı, şiir, çocukluk, film, hapis, ihtilal, itibar, kenan evren, kitap, nazım hikmet, oyun, sürgün, seçim, vatandaşlık, vatandaşlıktan çıkarılma, yasak, yılmaz güney
































